|
|
Ayrılık kapının önüne kadar geldiyse eğer, ne kadar engellerse,o kadar acı çekeceğini bilmeli insan. Bitişleride en az başlangıçlar kadar olgunlukla davet etmeli kapısından içeri. İçeri giren ayrılık olmalı sadece; sorgulayıp,sorgulanıp yormamalı, alacağını alıp,usulca çekip gitmeli.Gitmeli ki,geride kalan güzellikler zedelenmesin. Zedelenmesin ki,korkmasın insan kaldığı yerden geri başlamaya.Başlayabilecek gücü bulduğunda,geçmişin ona verdiği acı tatlı,doğru yanlış tecrübelerle gidebilsin ilk ''merhaba''yı hediye ettiği insanın karşısına.Karşısına dikildiğinde yeni bir sayfa açabilmeli en renklisinden; her rengin sonunda beyaz olduğunu unutmadan,''beyaz sayfa açmak zorundayım'' saplantısına kapılmadan...
Az ya da çok,zaman zaman ''kader'' denizinde boğulmayı kabullenmemeli insan.Ne kadar çok soru sorarsa,o kadar kaderini yönlendirme riskini göze alabilmeli.İstisnai durumlar haricinde ''dümen''in elinde,''rota''nın cebinde olduğuna inanmalı..İnsanları sorgulamaya başlamadan önce'',ben o değilim ki,onun yerine cevap veremem, vermemeliyim'' diyebilmeli içindeki insanın karşısına dikilip.İçinde ki sesin her zaman doğru söyleyeceğini düşünmemeli; günübirlik doğrular değil,ömürlük doğrularla yaşamayı öğrenebilmeli...
Bol virgüllü,az noktalı ama soru işaretsiz sevgiler, sevgilililer, gülüşler, ''GÜLÜMSE'' meler en kocamanından kahkahalar,en miniğinden gözyaşları eşliğinde sorgusuz,sorgulamasız,doğrulu yanlışlı; ama unutulmaz,içinde ''neden'',''niçin'',''niye'',''nasıl'' katılmamış en güzel hayatı yaşamanız dileğiyle... |
|