|
|
Canım sıkılıyor canım..., alıp başımı sessiz sakin bir yere gitmek geliyor içimden..., kalabalık bir ortamda olmak, oynamak, dans etmek geliyor içimden...”
Anlatması en zor şeylerden biridir “can sıkıntısı”. İnsanın canı neresidir, neden sıkılır bir can bu kadar? Çocuklarda bile görülür. “Anne/baba canım sıkılıyor...” derler. Ya da; birileri size bir şey anlatır, belki de bir istekte bulunur. “Git be başımdan, zaten canım sıkkın” deyiveririz. Ya da; hiçbir şey yapmak gelmez içimizden ve, “canım çok sıkılıyor” deriz. Dalarız hayallere. Sigaranın dumanına takılır, göğe yükselir hayaller. Canı sıkılan bu nedenle daha sıkı sarılır sigaraya. Ya da; tüm dikkatimizi ve emeğimizi verdiğimiz bir iş, düşündüğümüz gibi olmaz, işler sanki tersine döner. O anda, başlar canımız sıkılmaya. Üstelik, öfke ve kızgınlık da olur. Hafiften kayarız depresyon sokağına. Daha fazla canınızı sıkmadan, biraz olsun çözüm önerisi sunalım. Can sıkıntısı; hedefsiz, isteksiz, kararsız ya da başarısız olduğumuz durumlarda beliriveren bir duygudur. Bir amacı olan insanın, canını sıkacak zamanı olmaz. İlke, inanç ve özdeğerleri olmayan insanların da canı sıkılır. Çünkü; niçin yaşadığını bilemez, kolay karar veremez, kafası karışır. İlke, inanç ve özdeğerleri olup da, bunlara aykırı hareket eden insanın da canı sıkılır. Bunun nedeni, vicdanın hesap sorması ve vicdanın sızlamasıdır aslında.
Çözüm: “Her şey, bozulduğu yerden düzelir” ilkesinden hareketle; insan, insan olarak kendini özyapısını tanımalı, her an erişmek için peşine düştüğü amaçları olmalı, özdeğerini anlamalı, sağlam bir yaşam felsefesi oluşturmalıdır. Bunları yaparsa; can sıkıntısı yerini heyecan, neşe, coşku ve zevke bırakır derhal. |