|
|
Bir Adam Gitmiştir
Tanımını yapamadığımız duygular gibi. Aşk desen değil, nefret desen değil, özlem hiç değil. Nedensiz ağladığımız zamanlar gibi. Acı, isyan, karmaşa... Hayır! hissettiğim bunlar da değil. Bilmediğimiz sokaklarda ışıkların ansızın sönmesi gibi. Dokunsan kör, yürüsen sağır, konuşsan titrek.
Ruhum ortada kalmış. İki uçta aranıp duruyor. Kime sokulsa hayal, kime tutunsa kaos. Aynaları kırma iklimlerinden göçtüm derken kırıkları onarma mevsimlerine gelmişim.
Ne zamana tutunuyor kayıplar ne zamanla unutuluyor. Kurmaca girdapların yalancı akıntılarına kapılmış günleredir yaşadığımız. Ne kadar uğraşsam maya tutmuyor hayatım.
Parçaları ben tamamladım zannederken büyüyor yokluk. Yeni kayıplar ekleniyor boşluğa. Arıyorum belki ordadır, buldum diyorum tamamdır. Ardımda yeni kayıplar.
Sözcüklerim bile terk etmiş beni. Kaldı ki aşkları beklemek. Ne aşkı beklemek ne aşkla beklemek. Ruhum toprak attı alevler üstüne kalmadı sıcağı yakıcılığın.
Ara sıra dökülse yaşlar ne fark eder. Senin için mi sandın bu bilinmez ağlayış? Sen en fazla saçmalamaların tanımı olursun.
Onlar gelip geçerler. Kimi gerçek, kimi sahte, kimi titrek. Hep sonuncu diye sayıkladıklarımız bizi bambaşka sonlara götürür ayrılıklarıyla.
Geçip giden adamlardır onlar. Kimisi delice sevilmiş kimi ancak anılara özne olabilmiş. Kaçak, korkak, firar. Hepsi yiter gider zamanla.
Bazen bir kişidir o hepsi. Tek bir kişi gider ve hiç kimse kalmaz sonra. Bütün kokular, acılar, tatlar, sesler gider. Nereye gittiğini söylemeden çeker gider. Kapının kapanma sesini bile duymadan. Sabah uyandığında yokluğa sarılacak kadar çok gitmiştir o adam.
Bir tek adam gitmiştir ve hepsi bitmiştir.
|
|