|
|
Para ve para yerine geçen öteki menkul değerlerle iş yapan ve finans hizmetleri sunan bir kurumdur. Mevduat alan ve borç veren bankalar karlarını yatırılan ve kredi olarak verilen paralara uygulanan faizler arasındaki farktan sağlarlar. Bankalar temelde, ticari bankalar ve merkez bankaları olarak ikiye ayrılırlar. Tasarruf toplayan ve cari hesapları tutan ticari bankalar borç verme, yatırım yapma, kişiler ve kurumlar arasında mali işlemleri kolaylaştıracak hizmetler sunma gibi işlevleri yerine getirir. Verdikleri borç ve krediler için belli bir faiz alan bankalar, diğer hizmetleri için de harç alırlar. Devletler arasındaki mali işlemleri yürüten merkez bankaları içerde para ve kredi politikalarının düzenlenmesine ve uygulanmasına aracılık eder. Ayrıca bir mali bunalım sırasında ticari bankaların borç almak için en son başvurabilecekleri merci görevini görürler. Merkez bankaları, bu temel etkinliklerinin yanısıra, resmi banka sigortası aracılığıyla mali sistemin güvencesi olarak önemli bir psikolojik rol oynarlar. İşlevlerini ticari bankaların yüksek riskli borçlar vermelerini engelleyerek, bu bankaların yönetim ve hesaplarını denetleyerek ve nakit sıkıntısı çeken ticari bankalara borç vererek, yerine getirirler. Son yıllarda tüm dünyada merkez bankalarının ekonomik politikayı biçimlendiren, dövüz kurlarını düzenleyen, para ve kredi arzını denetleyen kuruluşlar olarak önemleri artmıştır. Bankalarla ilgili kısacık bilgiler vererek, KKTC'de mevcut bankacılık sektörüne değinmek istiyorum. Son zamanlarda toplumun çeşitli seviyelerden bireylerine ve kurumlarına ve de ada ekonomisine çok yönlü zararlar vermiş olan bankalar krizi her duyarlı vatandaş gibi beni de oldukça üzmüştür. Banka krizlerinin gerçekleşmesinden öncesine bakarsak bankaların uyguladıkları yasanın yetersiz olmasına rağmen mevcut maddelerine uyularak çalıştırılıyor olsalardı şu anda karşımızda çocuğundan, gencinden, yaşlısından, ticari şirketine kadar binlerce bankazede mudi olmayacaktı. Sanırım yetersiz denetim, duyarsız yöneticiler, adaletsizlik ve insafsızlık kişisel menfaatlerin ön planda tutulması ve bunlar gibi nedenlerle bankacılık sektörü bugüne getirilmiştir. Ne yazık ki geçmişe bakarak yargılayacak, sorgulayacak kişileri bile bulamıyoruz veya göremiyoruz. Yeniden yapılandırılarak Bakanlar Kurulu'ndan geçirilen yasa, yıllar önce yapılamaz yürürlüğe giremez miydi? Hissedarlar tarafından yapılan sermaye yatırımlarının, mudiler tarafından yapılan tasarruf yatırımlarının bir emanetin korunması ve kullandırılması gerektiği şekilde kullandırılması çok mu zordu? Merkez Bankası'nın ticari bankaları, Maliye Bakanlığı'nın ise Merkez Bankası'nı senede bir kez bile olsa gerçek anlamda bu denetime tabi tutsaydı bu sorunlar yaşanmayacak, ülkedeki nakit yurt dışına çıkmayacak, yastık altı tasarruf başlamayacak, tüm çalışmış yıllarının birikimini bir anda kaybeden yaşlılarımız hastahanelik olmayacaktı. Yine soruyorum; 200 bin nüfüslu bir ülkede 32 adet bankanın açılmasına izin verilerek, hükümetin denetim yapacak yeterli elemanımız yok diye açıklamalarda bulunması çok geç farkedilen bir gerçek olmadı mı? Yıllarca çalışarak bir birikim yapamadıkları için üzülen vatandaşların, şimdi hiçbir bankada mevduat yatırımları olmadığı için şükretmeleri ne kadar acı bir gerçektir? Likit sorunu olmayan bankaların bile halkın devlete ve bankalara olan güvenlerini yitirmelerinden, tüm tasarruf sahibi mudilerin mevduatlarını çekmek için bankalara akın etme ihtimali ekonomimizi daha da negatif bir duruma getirmez mi? Bankazede olan üniversite öğrencilerinin eğitimlerini yarıda bırakmak zorunda kalmaları ve / veya zorluklar yaşamaları ne kadar adil? Kalıcı ve yapıcı yaptırımlarla doğru uygulayıcı ve denetleyicilerle ülke ekonomisini büyük ölçüde baltalayan bankalar krizinin çözülmesi ve bir daha yaşanmaması dileğiyle. |
|