Kingo, dört karısı ve çocuklarıyla birlikte Kongo Havzası'nda özgür ve mutlu bir hayat sürüyor. 
Bu diğerlerinden çok farklı bir ailenin öyküsü:
Dev cüsseli bir baba ile onun sürekli birbiriyle rekabet eden, sürekli entrikalar çeviren ve her biri ilgi bekleyen birer çocuk sahibi dört eşi ve öksüz George -kendi dünyalarında, birbirlerine çok yakından bağlı, her uzun günü böceklerin ve kelebeklerin kaynaştığı, gösterişli ve boğucu sıcak bir ortamda geçiren on canlı...
İşte dört eş: Mama, Mekome, Beatrice ve Ugly. Her ne kadar Mama, sözü dinlenen patroniçe olsa da, Koca Baba'nın en sevdiği eşi Mekome ve bu, herkesin bildiği bir gerçek. İyi yürekli, yardımsever Beatrice neşeyle durumu görmezden geliyor. Ugly ise tüm aileden uzak duran bir asosyal. Annelerin her biri, tamamen kendi yavrusunu koruyup öne çıkarmaya odaklanmış. Mama ve Mekome'nin ufak erkek çocukları Kusu ve Ekendy, sürekli yaramazlık peşinde olan iki oyun arkadaşı. Beatrice ile Ugly yeni doğurdukları yavruları meraklı Gentil ve uzun kollu, uzun bacaklı Bomo'yu nereye gitseler yanlarından ayırmıyor.
Bugün de, her gün olduğu gibi, geniş omuzlu baba tek başına yemek yiyor. O yerken kimsenin yanına gelmesine izin yok. Öğle vakti, boğucu bir sıcak ve nem var. Kulaklarının dibinde iğnesiz arılar vızıldıyor, yiyeceğine sinekler konuyor, ama o aldırmıyor. Bacaklarının üzerine taşan göbeğiyle oturmuş, geviş getirircesine lokmasını çiğnerken bir yandan da can sıkıntısıyla etrafını süzüyor.
Öğle yemeği sonrası, siesta zamanı. Sıcak gölgede sırtüstü yatıyor, güçlü kollarını iki yana açıyor, derin bir nefes alıyor ve anında uykuya dalıyor. Mekome usulca gelip yanına uzanıyor. Beatrice keyifle Gentil'i emzirmeye başlıyor, herkese uzak duran Ugly ise Bomo'yu besliyor. George tek başına oturuyor ve oğlanlar oyuna başlıyor. Kusu ile Ekendy öğlen uykusuna yatmak için fazla büyükler. Anneleri uyuklarken, üvey kardeşler horul horul uyuyan babalarının yanında hoplayıp zıplıyor. Birbirlerini kovalıyor, yakalıyor, kıkırdaşarak güreşiyor ve çığlıklar atıyorlar. Oyun esnasında derin uykudaki babaya fazla yaklaştıklarında baba homurdanınca kaçışıyorlar; ama çok geçmiyor, babanın müthiş çekiciliğine dayanamayıp geri dönüyorlar.
Baba sonunda gördüğü rüyalardan uyanınca, ailesini ormanda gezintiye çıkarıyor. Oğlanlar yanı başından ayrılmıyor, her hareketini taklit ediyorlar. Eşler dikkatle ve kıskançlıkla birbirlerini kollayarak arkadan geliyor. Baba durduğunda onlar da duruyor. İlerleyince onlar da ilerliyor. Kingo, 150 kiloluk bir gümüş sırtlı goril, gerçekten de cangılın kralı...