|
|
Adam ayağa kalktı. Fazla aydınlık olmayan odayı süzdü yavaşça. Duvarda ki yağlı boya resme takıldı gözü. Oda aydınlık olmamasına rağmen bunun bir yağlı boya olduğundan emindi. Sonra tekrar odada boş boş oturan kadına döndü ve;
- “Hep böyle susacakmıyız” dedi kadına, gülerek.
- “Bu sana bağlı” diye cevapladı kadın.
- Peki, ama neden bana bağlı, bunu açıklayabirsin en azandan dimi?
- Bilmiyorum ama sana bağlı olduğunu hissediyorum.
- Ne o altıncı his filan olayımı?
- …..!!!!
- kızdın galiba, beni buraya çağıran sensin, ya konuş ya da kızmaya devam et.
- Nasıl yani?
- Bilmiyorum. Ama beni buraya çağırmanın bir nedeni olmalı… Dimi?
- Belki de yoktur!!!
- Anlayamadım.
- Illa ki bir sebebi mi olması gerekmiyor dimi?
- Beni buraya çağıranda sen değilsin o zaman!!!
- Kısmen
- Yani?
- Bilmiyorum sen su an buradasın. Ama…?
- Ama?
- Ama, ama ben yokum. Veya ben buradayım fakat o yok.
- O kim? Kimden bahsediyorsun?
- Seni buraya çağıran ben, o artık yok.
- Pekiyi o zaman ben ne olacağım?
- Seçim senin.
- Şıkları öğrenebilirmiyim?
- Şık yok, doğru cevap veya yanlış cevapta yok. Sadece sen ve ben. Iyi düşün. Karar senin
- Beni baskı altında bıraktığının farkında mısın?
- Kusura bakma, özür dilerim, istersen gidebilirim.
- Yoo o zaman hiçmir anlamı olmaz.
- Neyin?
- Vereceğim cevabın. Hiçbir önemi kalmaz.
- Bir cevabın var mı ki?
- Sen istediğin için var.
- Ben istemeseydim. O isteseydi.
- Bilmiyorum belki.
- Belki ne? bir cevabın olacak mıydı, olmayacakmıydı?
- Dedim ya bilmiyorum
- Iyi o zaman gidebilirsin.
- Niye? Cevabımı vermedim daha.
- Ne fark eder ki. Sonuçta bir cevabın var. Evet ama cevabı kimi vermen gerektiğini bilmiyorsun.
- Hayır. Biliyorum
- Kime?
- Ona
- Ona mı? O kim?
- Beni çağırmayan sana
- Nasıl anladın benim o mu, yoksa ben mi olduğumu?
- Fark eder mi?
- Tama,açıklamakta veya açıklamamakta özgürsün. Cevabın ne?
- Seninle kalmak istiyorum. Yani her zaman seninle. Anlıyor musun?
- Kesinlikle! Ama ben kimim? Bunu biliyormusun?
- Evet
- Kimim?
- Onun cevabı ne? Bilmek istiyorum.
- Oda bilmiyor.
- Ben sana sormuştum.
- Sanırım yanlış kişiyle konuşuyorsun.
- Hayır konuşmak istediğim kişinin sen olduğuna eminim.
- Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?
- Boş ver.
- Lütfen rica ediyorum.
- Söyle ona gitsin. Bir daha hiç gelmesin. Hep sen kal.
- Imkansız diyor. Seni bırakmak istemiyormuş.
- Ben zaten senin gitmeni istemiştim.
- Pekiyi ama niye?
- Çünkü ben seni seviyorum.
- Pekiy ya o?
- Nasıl yani?
- O ne olacak?
- Senin gitme vaktin geldi artık
- …?!!
Kadın ayağa kalktı. Oda hala karanlıktı, ama silahını taşıdığı çantasını çok rahat buldu. O loş ortamda metalin parlaklığı iyice seçilebiliyordu. Odayı koyu bir sessizlik kapladı. Silahı anlına götürdü. Adam başını öne eğdi. Kadın son bir kez adama baktı yüzünü görebilmek için. Ama göremedi. Anlamsızca tavana baktı. Adam iyice yere gömüldü. Kadın elini tetiğe götürdü. Eli titriyordu. Tüm vücudu isteri krizine tutulmuştu sanki. Adam yavaşça doğruldu. Kadına doğru yürüdü. Eliniden silahı aldı ve gülümsedi. Kadına doğru eğilerek onu öptü.
Bir el silah sesi duyuldu. Kadının sıcak vücudu yere yığıldı. Adam silahı elinden bıraktı. Gitmek için hazırlanmadan önce kadına son bir kez baktı ve gülümsedi.
- Üzgünüm, gitmem gerek!!!
…..Adam uzaklaştı.
Ceset hala soğumamıştı…
|
|