Yorumla.org

  Ana Sayfa
  Astroloji
  Aşk & Sevgi
  Atasözleri
  Atatürk
  Belirli Günler
  Bilim ve Teknoloji
  Biyografiler
  Borsa
  Dekorasyon
  Diziler
  Eğitim ve Öğretim
  Elektronik
  Enteresan Olaylar
  Fotoğrafçılık
  Genel Kültür
  Güzel Sözler
  Hayata Dair
  Hayvanlar Alemi
  Her Telden
  İsim Sözlüğü
  Kadınca
  Kampanyalar
  Messenger
  Mizah
  Motorlu Araçlar
  Müzik
  Oyun Hileleri
  Pratik Yemekler
  Sağlık
  Sinema
  Turizm
  Webmaster
  Yemek Tarifleri

eXTReMe Tracker

Site içi Arama


  Konu : M.Kemal Atatürk ve Karizması | Hit: 59

Nurten ARSLAN’ın “Küçük Anılarda Büyük sırlar” .
Kitabıdan bir alıntı:

“ONLAR MİSAFİRDİRLER”



Pera Palas ışıl ışıl.

Pera Palas İstanbul’un en ünlü ve lüks oteli.

İkinci lüsk otel Tokatlıyan.

İstanbul’a gelen Avrupalı zenginler, Pera veya Tokatlıyan’ı tercih ederler.

Bugün İstanbul’u işgal eden sömürgeci subaylar için Pera Palas’ta odalar ayrılmış. Seksen sömürgeci subay ve generalin eşyaları yerleştirilmiş; fakat kendileri otele gece yarısından sonra girmişler.

Onları otelde Levanten kadınlar, cilveli Rum kızlar, Ermeni dilberler karşılamış.

Viski ve şampanya su gibi akıyor.

Ortalarda dolaşan güzeller, sömürgeci subaylara baygın bakışlar gönderiyorlar.

Bugün, sömürgeciler dört yıldır savaştıkları Osmanlının başkentini işgal etmişler. Orduları, İstanbul sokaklarında zafer yürüyüşleri yapmış.

Bugün, İngiliz, Fransız, İtalyan, Amerikan ve Yunan askerlerinin ayak sesleri, Sultanahmet’in, Süleymaniye’nin, hatta İstanbul’un yedi tepesinden yükselen ezan seslerini bastırmış.

Bugün Türk’e karşı kazandıkları tarihi zaferin tadını çıkarıyorlar.

…..



İngiliz Orduları Kumandanı General Harrington da yanında beş general ile Pera Palas’a girer.

Pardösülerini emre hazır bekleyen yaverlerine fırlattıktan sonra bara geçerler.

Yeni gelenlerin patırtıları bile, Pera’nın diğer salonlarından gelen şuh kahkahaları bastıramaz.

General Harrington’un masası, beş dakika içinde viski, şampanya ve her türlü mezelerle donatılır.

Ve bütün şampanya kadehleri havada tokuşur; “Konstantinepolis’in şerefine!”

Konstantinepolis; İstanbul!

Türk’ün göz bebeği İstanbul.

Sömürgeciye göre Bizans, İstanbul’da yok edilmiştir.

Türk de kendi göz bebeğinde yok edilecektir.

Bunu saklamaya hiç gerek duymuyorlardı ve işe İstanbul’dan başlamışlardı.

General Harrington’un masasında kadehler arka arkaya; “Konstantinepolis’e” diye tokuştu.

Pera’nın bütün salonlarında kadehler tokuşuyor. Kadehlerin “çın çınları” şuh kahkahaların kaba gülüşmelerin arasında eriyor.

General Harrington kadehini bir daha kaldırmıştır. Masadaki generallerin kadehleri de tokuşmak üzere havalanırlar; fakat bütün gürültüler birdenbire bıçak gibi kesilir.

Gözleri sessizliğin kaynağına dönmüş olan General Harrington ve arkadaşlarının elleri havada kalmıştır.

Sadece onların değil, bardaki bütün gözler kapıya yönelmiştir.

Bedenini saran paşa üniforması, omuzlarındaki apoletleri, göğsündeki madalyaları ve her adımda gıcırdayan parlak çizmeleriyle bara bir Türk subayı girmiştir.

Bütün gözler, bütün bakışlar donmuştur. Ortalıktaki sessizliği birkaç kadının iç çekişleri yırtar.

Bir Fransız kadının kendisini tutamaz. Sarışın Türk subayı yanından geçerken; “Ne güzel adam.” diyerek yanındakine gösterir.

Türk subayının göğsüne bastırdığı astragan kalpağı sol elinde. Koyu sarı saçları arkaya taranmış. Mavi gözler üzerindeki kalın kaşlar çatılmış, bakışlar buz gibi.

Otel Müdürü Mösyö Martin, Türk subayının önünden saygıyla yürürken iki garson arkasından seğirtir.

Sarı saçlı subay, bütün gözlerin üzerinde olduğunun farkında; fakat o hoş bir vurdumduymazlık içinde.

Sarışın subayın masasına yerleşmesini bekleyen Mösyö Martin saygıyla geri çekilir.

İki garson, sarışın subayın siparişlerini alarak uzaklaşırlar.

Diğer salondaki uğultu tekrar başlayınca bardakiler de kendilerine gelirler. Buna rağmen bütün masalardan kaçamak bakışlar sarışın paşaya gidip gelir ve sonra fısıldaşmalar.

General Harrington’un masasındaki kahkahaların yerini merak almıştır.

Kimdir bu adam?

Bütün Pera’daki uğultuları kestiren, güzel kadınlara iç çektiren bu Türk subayı kimdir?

Kaldı ki böyle bir günde, Osmanlı yerle bir edilmişken, kendileri zafere kadeh kaldırırken, meydan okurcasına Pera’ya giren bu Türk subayının burada ne işi vardır ve bu ne cesarettir?

Özellikle kendilerini bile sıradan bir sırıtmayla geçiştiren otel müdürünün bu Türk subayına iltifatı nereden gelmektedir?

General Harrington merakına mağlup olur ve bir tepsi içerisinde Türk paşasının siparişlerini götüren garsona işaret eder.

Generaller, garsonun elindeki tepsideki küçük rakı şişesiyle küçük bir tabaktaki beyaz leblebiye baka kalırlar.

General Harrington, eğilen garsonun kulağına Türk subayını göstererek kim olduğunu sorar.

Garsonun cevabı hepsini dondurur.

Biraz önce muhteşem girişiyle salonları susturan Türk subayı; İngilizlerle, Fransızlara Anafartalar’ı dar eden, Conkbayırı’nı cehenneme çeviren, Çanakkale’de kendilerine dayak atan Binbaşı Mustafa Kemal’dir.

Çanakkale’de3ki Binbaşı Mustafa Kemal, şu an karşı masada oturan Mustafa Kemal Paşadır.

İngiliz generallerin masasında artık kahkaha yoktur.

İstisnasız hepsi namını bildikleri Binbaşı Mustafa Kemal’in hayranıdırlar.

Kendisini çabuk toparlayan General Harrington garsonu tekrar çağırır:

- Hemen gidiniz, General Mustafa Kemal’i masamıza davet ediniz.

General Harrington’un davetinden masadakilerin hepsi memnun olmuştur.

Emri alan garson, Kemal’in masasına doğru giderken generalle birlikte tüm bardakilerin gözü onun üzerinde toplanır.

Kemal içkisinin ilk yudumundan önce bir Bafra maden sigarası tellendirmiş, ağzına birkaç beyaz leblebi atmıştır.

Çağırmadığı halde kendisine doğru gelen garsonu görünce meraklanır:

- Bir şey mi var çocuk?

Garson saygıyla eğilir:

- Zat-ı alinize bir daveti iletmekle vazifelendirildim paşa hazretleri.

Kemal; “Hımm.” diye gülümsedikten sonra sorar:

- Nasıl bir davetmiş bu?

Garson, barın köşesindeki masayı gösterir:

- General Harrington ve arkadaşları sizi masalarına davet ediyorlar efendim.

Kemal başını çevirir ve garsonun gösterdiği yöne bakar. General Harrington ve arkadaşları gözlerini dört açmış gülümseyerek kendisine bakmaktadırlar.

İngiliz ve Fransız generaller, onunla göz göze gelince tipik bir sırıtmayla baş eğerek selam verirler.

Kemal de bir baş eğmesiyle selamı iade ettikten sonra garsona döner:

- Harrington cenaplarına saygılarımı iletiniz; lakin onların benim masama gelmeleri gereklidir. Lütfen kendilerini masama davet ettiğimi söyleyiniz. Burada ev sahibi olan biziz, kendileri misafirimizdirler.

Bu cevaba garson şaşırır; fakat asıl şaşkınlığı Kemal’in cevabını duyan General Harrington ve arkadaşları gösterir.

Şaşkınlık da değil, resmen bozulurlar.

Bozulmalarının asıl sebebi reddedilmek değil, misafir addedilmektir.

Misafir!

Yani geçici.

Yani gidici!

Üstelik davet edilerek gelen.

Kaldı ki onlar davet de edilmediler, yüzsüzce geldiler.

İngiliz ve Fransız generaller, Kemal ile tanışmak için can attıkları halde yapılan hakareti hazmedemezler.

Kadehlerini bir dikişte yuvarlarlar.

Ne kadeh tokuşturmak ve ne de; “Konstantinepolis’in şerefine!”

Sadece içlerindeki kin daha da büyür.

  Yorum yazılmamış.
Yorum Yazılmamış... Sponsor Bağlantılar

Bu Sayfayı Yazdır
Yorum Yapmak istermisiniz ?
Yorumlar Editörler Tarafından Okunduktan Sonra Sitede Yer Alıcaktır.
İsminiz &  Nickiniz:     

Mesajınız     :

 
Güvenlik Kodu :

 
 + En Çok Okunanlar    + Yeni Eklenenler    + Rastgele
En çok indirlen mp3ler Logo Nedir ? (25138)
Yeni Nickler (22156)
Müze Nedir ? (17893)
Danette 2'lim Ödüllü Oyun (17834)
Mimar Sinanın Eserleri (16229)
Sivas kangalı (16071)
Amblem Nedir ? (10512)
Teknolojinin Zararları (9503)
81000377 ve 81000378 Hata Kodu Çözümü (9287)
En Buyuk Kaplan (8992)
Resimlerle Atatürk'ün Hayatı (7946)
 
En Son Eklenenler Dünyadaki 100 Entellektüel Arasında 2 Türk
Bu Ağacın Meyvesi Çok İlginç
Acı sosun böylesi
Okul Denince...
ÖSS Sorusu
Bilgisayar Bağımlılık Anketi
Tabu Geyikleri
Yabancıların Türklere Soruları
Sarışın Esprileri
Komik Futbol dialogları
Wordpress Tema Siteleri
 
Rastgele E vitamini regl sancılarını azaltıyor
10.Yıl Nutku
Çatal Çorba
Yazılı Avatarlar
Saat Sekizi Geç vurdu ...
Çay nedir
İlginç Dövmeler
Alanya
Azeri Atasözleri
Turkcell, Barcelona'da ödül alamadı
Şemsettin Günaltay
 

  Copyright  ©2005 - 2006 Yorumla.Org