Yorumla.org

  Ana Sayfa
  Astroloji
  Aşk & Sevgi
  Atasözleri
  Atatürk
  Belirli Günler
  Bilim ve Teknoloji
  Biyografiler
  Borsa
  Dekorasyon
  Diziler
  Eğitim ve Öğretim
  Elektronik
  Enteresan Olaylar
  Fotoğrafçılık
  Genel Kültür
  Güzel Sözler
  Hayata Dair
  Hayvanlar Alemi
  Her Telden
  İsim Sözlüğü
  Kadınca
  Kampanyalar
  Messenger
  Mizah
  Motorlu Araçlar
  Müzik
  Oyun Hileleri
  Pratik Yemekler
  Sağlık
  Sinema
  Turizm
  Webmaster
  Yemek Tarifleri

eXTReMe Tracker

Site içi Arama


  Konu : Doğmamış Çocuğa Mektuplar | Hit: 54

Ey en değerli varlığım,
Sana her zaman yazamıyorum. Genelde herkesin uykuya vardığı bir ortamda, seninle, senin adına bu mektupları yazıyorum. Büyüdüğünde zevkle okuyacağını görür gibi oluyorum. Bundan annenin bile haberi yok…

‘Hacı Mustafa’ hikayesinin nerden çıktığını, nasıl geliştiğini anlatacaktım. Yıl 1994’ün ağustosuydu. O zamanlar kenarında, denize karşı bir kasabada oturuyorduk. Huzurlu ve güzel bir beldeydi. Akdeniz’in tuzlu suları, bir halı misali eteklerinde salınır dururdu. Güneşin batışını seyre doyum olmazdı. İlk zamanlar, henüz kendi adımıza bir evimiz bile yoktu. Bahçesi limon, portakal, nar ve incir ağaçlarıyla dolu bir evin alt katında oturuyorduk. Evin yetişkin kızı, haber bile vermeden avluyu kendi süpürdü. Annesi annemiz, babası babamız gibiydi. Bizi de, kendi gelin ve oğlu gibi severlerdi. Bahçedeki limondan, portakaldan, incir ve üzümden vermeyi asla ihmal etmezlerdi. Hatta her şey serbest edilmesine rağmen; onlardan izinsiz asla almazdık. Evin önünde begonyalar durmadan renk renk çiçekler açardı. Sıcağın bedava dağıtıldığı, insanların gölgede bile terlediği bir günde, bir kızımız olmuştu. Sakinler sokağımızda bebeği olan ev de yoktu. Kadın olup da bebek sevmeyen olur mu bilmem. Kızımızı mahalleli sevmek için paylaşamıyordu. Adını da mahalleli hanımlar koymuştu. Adı ‘Merve’ olsun demişlerdi. Ve bizde kimseye danışmaya bile lüzum görmeden adını nüfusa ‘Merve’ olarak yazdırmıştık.

Lisedeyken sağ sol ayrımların zirve yaptığı, kurşunların cana doymadıkları o kara günlerde, kader birliği ettiğim ve yıllardır unutmayıp görüştüğüm bir dostum vardı. Babası Kadir amca, alim bir zattı. Asil bir aileden geliyorlardı. Arada unutulmayacak dostluğumuz, kader birliğimiz, tuzumuz ve ekmeğimiz vardı. Devletini ve görevini seven, aldığı ücretin hakkını fazlasıyla veren, iyi bir memurdu. Ailece gider gelirdik. Bir gün çarşıdaki büroma uğramış sohbet ediyorduk.

“Senden şikayetim var, arayıp sormaz oldun. Vaktini üçe böl, birini işine, diğerini eş ve dostuna, kalan üçte birini de yeme, içime, ibadet ve uykuna ayırmalısın” diyordu.
“Bir kız bebeğimiz oldu. Adını Merve koyduk” deyine.
“Bundan sonra, bir oğlunuz olacak. Onun adını da ‘Safa’ koymalısın” diye inancı yönünden sıkı sıkı tembih ediyordu.
“Oldu da koymadık mı? Söz. Olursa koyacağım” demiştim. Merve kızdan iki tam yıl sonra beklenmedik bir şekilde, bir oğlumuz oldu. Hiç hesapta yoktu. Henüz bir şey düşünmüyorduk bile... Dostuma verdiğim sözü unutmamıştım. Sağa sola sormadan doğru nüfusa gitmiş, adın da ‘Safa’ yazdırmıştım. Eteklerinde üzüm bağları, tepelerinden çam ağaçları, derelerinde bol çınar ağaçlarının olduğu köye dönerken; Haci dedenlere uğradım. Hal ve hatırdan sonra:
“Bir oğlumuz baba” dediğimde… Nereden, nasıl buldu bilmiyorum ama :
“Adını Mustafa koyun” dedi.
“Baba danışmadığım için özür dilerim ama adını ‘Safa’ koyduk. İsterseniz siz yine de Mustafa diye söyleyin” dedim ve iki yıl önceki olan hadiseyi ve verdiğim vaadi anlattım. Anlayışla karşıladı. O, bu yaşına kadar, yetim olarak büyümüş biriydi. Ümmiydi yani okuması ve yazması yoktu ama hayat üniversitesini başarıyla bitirmişti. Bizleri severdi ama onun yetiştiği ortamlardan dolayı olsa gerek ‘sizi seviyorum’ diyemezdi. Ama biz onun bizi sevdiğini gayet iyi anlardık. Onu her ziyarete vardığımızda, onu hep ‘Mustafa’ diye sevdi. Onun bir ‘Mustafa’ adlı torun sevmeye ömrü yetmedi.

Hacı deden 4 Temmuz 2002’de, 78 yaşında ani bir beyin kanamasından vefat etti. Senin adını vaad etmedim ama dedenin ‘Mustafa sevgisini’ bir anı olarak yaşatmak, diğer hoca dedenin de ‘gönlünü almak’ için eğer; erkek olarak doğarsan adını ‘Hacı Mustafa’ olarak koyacağım. Hacı deden, altı yüz yıl önce dedelerinin kurduğu ve yine dedesinin köyün girişinde, yaklaşık yeri yirmi dönüm kadar bağışladığı mezarlıkta, çam ağaçlarının gölgesinde huzur içinde yatıyor.
Diğer deden bu günlerde Kıbrıs’a gittiğinden; Anne annen de yalnızlıktan hoşlanmadığından on günden beri bizdeydi. Bu Pazar dönmeye karar verince otogardan biletini alarak onu evlerine yollamıştım.

Birkaç günden beri o hummalı çalışmanız yüzünden anneni midesi alt üst oldu. Ne o ne de ben bilmiyorduk. yemekten diyorduk. Akşam teyzenlerle birlikte misafirlikteydik. İki yıl önce, uzun bir mücadeleden sonra, ameliyat masasından nerdeyse Azrail’in elinden zorla aldığımız, bu gün ele avuca sığmayan kuzenin Tuğçe, iki yaşını doldurmuş, üçüncü yılından gün almıştı. Onun sevgisiyle avunuyorduk. Annenin arzu ettiği birkaç şey alarak, ikram ettim ama yine de düzelmedi. O arda:
“Adetim gecikti” deyince şüphemiz arttı.
“İstersen bir tahlil yaptır” dediğimde, o da
“Olur” demişti.
Akşam sordum “Netice nedir?” dediğimde, Önce:
“Sormayacaksın sanmıştım. Hamileymişim,” diyordu, içinde sitem dolu bir nazla. Yüzünde sanki sevinçle, hüzün bir aradaydı. Annen bu yaz otuz ikisine gireli üç dört ay olmuştu. O gün ayrı bir sevinmiştik.
“Bir mendil bile yok” diyordu.
“Olsun. Sil baştan alırız. Her zaman, her şeyle yanındayım” sözüme rahatlıyordu.
“Ama, kimseye söyleme” dedi ve bu güne kadar ben kimseye söylemedim. Annen ise komşularının sıkıştırmalarına dayanamayarak:
“Rahatlayın, istediğiniz oldu,” deyince, şamataları ortalığı kaplamış olduğunu da bana aktarmadan da duramıyordu. Altı aydan fazla olmuş, yağmur yağmıyordu. İki günden beri, nisan yağmurunu andırır bir yağmur yağıyordu.


  Yorum yazılmamış.
Yorum Yazılmamış... Sponsor Bağlantılar

Bu Sayfayı Yazdır
Yorum Yapmak istermisiniz ?
Yorumlar Editörler Tarafından Okunduktan Sonra Sitede Yer Alıcaktır.
İsminiz &  Nickiniz:     

Mesajınız     :

 
Güvenlik Kodu :

 
 + En Çok Okunanlar    + Yeni Eklenenler    + Rastgele
En çok indirlen mp3ler Logo Nedir ? (25191)
Yeni Nickler (22158)
Müze Nedir ? (17951)
Danette 2'lim Ödüllü Oyun (17834)
Mimar Sinanın Eserleri (16240)
Sivas kangalı (16152)
Amblem Nedir ? (10518)
Teknolojinin Zararları (9503)
81000377 ve 81000378 Hata Kodu Çözümü (9289)
En Buyuk Kaplan (9012)
Resimlerle Atatürk'ün Hayatı (7957)
 
En Son Eklenenler Dünyadaki 100 Entellektüel Arasında 2 Türk
Bu Ağacın Meyvesi Çok İlginç
Acı sosun böylesi
Okul Denince...
ÖSS Sorusu
Bilgisayar Bağımlılık Anketi
Tabu Geyikleri
Yabancıların Türklere Soruları
Sarışın Esprileri
Komik Futbol dialogları
Wordpress Tema Siteleri
 
Rastgele Bir Bebeğin İlk 20 Günü
call of duty 2 hileleri
Bir Sevda Yolunda Yürüyorum
Hayallerinize Bir Singer Kadar Uzaktasınız...
Yüreğinde Büyümek
Çevrimdışı Durumunuzu Hareketli Gösterin
Telefon Şehir Kodları
Bayanlar Futbol Oynasaydı
Hekimoğlu türküsünün hikayesi
Yatak odaları renklensin!
TÜBİTAK kriptolu cep telefonu üretti
 

  Copyright  ©2005 - 2006 Yorumla.Org