|
|
Site içi Arama |
|
|
 |
|
 |
|
|
|
    Sultan Papağanı (Nymphicus Hollandicus )
Tarihçe:
Sultanlar Avustralya kökenli bir tür olup kakadu familyasından
gelmektedirler. Sultan ismi daha doğrusu Latincede söylenen asıl ismi
olan Nymphicus Hollandicus nereden gelmektedir. Yunanca kökenli olan
kelime "Nymphe" nin anlamı “gelin, genç kız” demektir. Nymphe
Yunanlılarda “alt sınıf tanrısı” olmakla beraber, genelde Zeus’un kızı
olarak ve zamanının çoğunu şarkılarla, danslarla eğlenerek geçirip,
böylece uzun ömürlü ve daima genç kalan bir varlığı temsil ederdi.
Nympheler Yunan tanrılarına eşlik edip refah ve bolluk dağıtırken, bu
aynı derecede oyuncu müzikal ve bereketli kuşların da, Nypheler’e eşlik
ettiği söylenir. Odysseus'un, Calypso adlı Nmphe'yi ilk gördüğünde de,
kafasının üstünde böyle kendisiyle uyum içinde, güzel bir kuş vardı.
Belki de bu özellikler ve sorgucu (ibik) bu kuşları, baştan çıkarıcı bu
Nymphlerin eşlikçisi yapandı. Bu ismin verilmesine sebep olandı.
Sanırız sultanlara ismini veren bilim adamı “Wagler” de bundan
etkilenmişti. İsimdeki 2. eklenti kısmı olan "hollandicus" la ise
anavatanı belirtiliyor. Çünkü diğer kontinentlerden ayrılan
Avustralya’yı 1606 yılında ilk keşfedenlerden birisi, bir Hollandalı
olan Willem Jansz'tı. O, bugünkü Avustralya'ya o zaman “Yeni Hollanda”
adını vermişti.
Ancak 1788 yılında sultanlar “Gmellin” sayesinde bilimsel isimlerine,
yani “Psittacus Novaehollandiae” sahip oldular. 1792 de ise “Kerr” bu
türe “Psittacus Hollandicus” adını verdikten sonra ”Wagler” buna ek
olarak 1832 de “Nymphicus Hollandicus” tanımını yaptı.
O zaman tek renkleri vardı: gri dişiler ve gri kafası, sarı ve yanaklarında koyu kırmızı lekeleri olan erkekleri...
19 y.y. ortalarında Avustralya ya Avrupa tarafından göçler
başladığında, ilk sultanlar da deniz yoluyla Avrupa'ya getirilmeye
başlandı. Yabani yakalanmış olmalarına rağmen çok hızlı biçimde iklime
uyum sağlayıp üremeye de başladılar. Avustralya’nın çok değişken bir
iklimi olduğunu düşünürsek,(gece/gündüz arasında 40 C'ye varan ısı
değişimleri olmakta), bekli de bu üretimlerinde Avrupa'da olan daha
sabit ısı düzeylerine uyumu kolaylaştırmıştır diyebiliriz.
Bilim adamları uzun yıllar sultanları hangi gruba koyacakları konusunda
kendi aralarında ayrıma düşmüşlerdir. Cacatuidae mi yoksa Platiceridae
mı sorusu uzun süre kafaları meşgul etmiştir. Çünkü sultanlar her iki
gruba da ait özellikleri göstermekteydiler.
Şimdilerde ise, sultanlar artık sadece tek bir cins kakadu familyasına
bağlı olan kendilerine ait bir alt sınıfta değerlendirilmektedirler.
G.A.Smith (The Encyclopedia of Cockatiels) sultanları, eskiden bakiye
kalan ve kakadularla papağanlar arasında köprüyü oluşturan bir tür
olarak görmektedir.
Düzenleme:
Psittaciformes (papağanlar)
Familyası (sınıfı) : Cacatuide (kakadular)
Altfamilya (sınıfı) : Nymphicinae (sultanlar)
Cins: Nymphicus
Boy: 28–34 cm
Ağırlık: yaklaşık 90 Gram Cinsiyet ayrımı:
En büyük ve duyumsal olarak da algılanabilecek cinsiyet farkı
ötüşlerinden anlaşılandır. Çünkü erkek dişiyi çiftleşmeye (kızıştırmak
için) ikna etmek amaçlı değişik, alçak ve yüksek volümlerde sesler
çıkarabilmekte bazen de, ses dizeleri halinde ötebilmektedir. Zaten tek
beslenen sultanlarda tüy yolma sorunu yanı sıra böyle agresif yüksek
ötüşlerin olması da bundan dolayıdır. Gerçi sürü içinde böyle ötüşler
günlük planlarında da vardır. Dişiler daha sesiz olurlar. Arada sırada
hafif ötüşler dışında fazla gürültülü değillerdir.
Erkek ve dişiyi renklerinden ayırt etmek ise aslında daha çok doğal
renginde (yani melez olmayanlarda) mümkün olur. Bunlarda renklerin
netliği ve güzelliği çok daha belirgin olmaktadır.
Yalnız sonuç olarak tekrar belirtmeliyiz ki, erkek mi yoksa dişi mi
kavramı yerine kesinlikle çift olarak beslemek kavramı olmalıdır. Çift
beslendiklerinde de sorunsuz evcilleşeceklerdir ve tek beslemeden
oluşan tüy yolma ve aşırı agresif bağırma gibi ve benzeri oluşan
davranış bozuklukları da yaşanmayacaktır.
Yaklaşık 9 aylık olduklarında cinsiyetlerini belirlemek mümkün oluyor.
Erkek kızıştırma tavırlarına yaklaşık 6. ayında başlar. Hafif sarkık
ayrık duran kanatlarla daldan dala konarak ve değişik tonlarda öterek
dolaşır. Yerde ise hafif zıplama benzeri hareketlerde bulunarak
gezinir. Eğer bu arada bir dişiye rastlarsa tam kulağının dibinde
öterek onu etkilemeye çalıştığını görürsünüz.
Tüylerde ise cinsiyet en sağlıklısı 6–9 aylıkken ilk tüy değişiminden
sonra anlaşılabilir. Fakat bu da daha çok fazla melezleştirilmemiş
renklerde mümkün olan bir durumdur. Burada belirleyici olan kafa
kısmında ki renkler ve kuyruk altında ve en uzun olan kuyruk tüyü
kısmında bulunana enine çizgilerdir. Bu çizgiler erkeklerde olmaz
dişilerde görülür.
Erkeklerin yukardan bakıldığında daha enli dişilerin ise daha yuvarlak bir kafa şekilleri vardır.
Natürel renkler en kolay tanımlanabilenlerdir. Erkekte kafa rengi sarı
ve yanakta kuvvetli kırmızı nokta olur. Dişide ise kafa rengi gri ve
yanakta soluk bir kırmızı leke olur.
Beyaz kafa; aynen ismi gibi beyaz olandır ve yanakta benek yoktur. Burada da dişinin kafa rengi gridir yanakta benek yoktur.
Diğer tüm renklerde ise ya DNA testi ya da tavır ve davranışlara
bakarak cinsiyet ayrımı mümkün olacaktır. Benekli olanlarda ise dişiler
ilk tüy değişiminden sonra beneklerini kaybeder oysa erkeklerde
tüylerdeki benekler kalır. Yaşam alanları – Genel davranışlar:
Sultanlar sürü halinde yaşayan türlerdendir. Bu sürüler o kadar büyüktür ki, gökyüzünü karatacak kadar geniş alan kaplarlar. T umla
beslenen türler olduklarından, yiyecek arayışı içinde genelde sürü
halinde yaşamak tipik bir davranış bicimidir. Sultanlarda bu şekilde
Avustralya’nın yeşil alanlarında yiyeceklerini ararlar.
Yiyeceğin bol olduğu bir yerde sürü yumurtlamak amaçlı geçici konaklar.
Sultanlar en iyi yumurtlama yeri için kesintisiz kavga halindedirler.
Kavgayı en iyi uyku köşesini kapmak içinde yaparlar. Yalnız şu bir
gerçek ki, açık alanda yapılan kavgalar kafes veya salmalarda
olduğundan çok daha sakin geçiyor ki bu tür yerlerde sadece eş arayışı
bile çok sert gaga darbeleriyle yapılan kavgaların çıkmasına sebep
oluyor. Geniş sürülerde sayının fazla olmasından dolayı sağlıklı bir
hiyerarşi oluşması imkânsız olduğu için böyle baskın çıkmalarda
oluşmamaktadır.
Sultanlar kendi aralarında hafif dostluklar da kurarlar Hem cinsleriyle
tipik davranış biçimleri sergilerler. Örneğin kafa kaşıma, öpüşme,
sokulma vb gibi. Diğer erkeklerle yapılan bu davranış değiş tokuşu,
onlara hem örnek almaları açısından, hem de çiftleşmelerinde gerekli
olan t um bezelerinin aktifleşmesi açısından önemlidir.
Sultanlar çok sosyal hayvanlardır ve mutlu olabilmeleri için mutlaka türdeşlerinin varlığına ihtiyaç duyarlar.
Genelde sultanlar monogam (tek eşli) canlılardır.
Sultanların Avustralya’nın geniş alanlarından oluşan doğal ortamları
çok zorludur. Yaşam ortamları yarı çöller, stepler, çalılıklardan ve
açık okalüptüs ormalarından oluşur. Yağmur zamanlarında buralar onlara
yumurtlamak için oyuklar sunarlar.
Yağmur zamanlarına denk gelen yumurtlama süresi dışında sultanlar, tam
bir göçebe hayatı yaşarlar. Çünkü yaşadıkları iklim dolayısıyla yiyecek
kısıtlı olduğundan, kısaca sürekli yemeğinin peşinde koşarak
zamanlarını geçirirler.
Sulak bölgelerde kısıtlı olduğu için genellikle bu tür yerlerde
konumlanırlar. Bu bölgelerin su oranı daha yoğun olduğundan sabah ve
akşamları ziyaret ederler. Gündüz yoğun sıcaktan dolayı yarı kuruyan su
birikintileri, gece düşen ısı ve sabaha karşı oluşan çiğ ve nem
sayesinde daha çok olmaktadır. Bu nedenle, aslında ihtiyaçları kalmamış
olsa bile, ev ortamında beslediğimiz kuşlar genelde sabah ve akşamları
yemek yerler.
Yemekleri sürü halinde yenir. Koloni şeklinde yaşam tarzı gereği bu
durum sosyal konumu güçlendirdiği gibi, çiftleşmek için gerekli ortamı
da sağlar. Böylelikle en iyi gıda iklim değişmeden bolca alınmış olur.
Kalabalık olmalarının bir yararı da, düşmanlardan daha rahat
korunmalarını sağlamaktadır
Bunlara ek olarak beraber yemek yemenin bir faydası da, bulundukları
kurak ve tehlikeli iklimde hayatta kalmalarını ve nesillerini devam
ettirebilmelerini kolaylaştırmasıdır.
Evlerinde kalabalık sultan besleyenlerin çoğu zaman gözlemleyebileceği
bir durumda, biri daima çevreyi kolaçan ederek önden su ve yemliğe
gider ve diğerleri onu takip eder. Bir tanesi ürküp kaçmaya/uçmaya
başladığı anda diğerleri de hemen onu izler – tehlike geliyor anlamında
– ve tüm sürü tekrar birleşip bir yerde toplanana kadarda uçarlar.
Esaretteki kuşun harekete ihtiyacı vardır.
Yem ve su kapları, uçarak (veya en azından tırmanarak) ulaşabileceği
bir yere konmalıdır. Burnunun dibinde duran ve sürekli dolu olan yem ve
su kapları esarette ki kuşlara doğal ortamda ki hareketi maalesef
sunmamaktadır. Sürü davranışı, eşleşme ve sosyal bağlar:
Tipik davranışlar genelde tehlike anlarında gözlemlenir. Bir tanesi
aniden havalandığında diğerleri de kaçınılmaz bir şekilde onu takip
ederler. Biri bağırmaya/ötmeye başladığında, diğerlerinin algıladığı bu
tiz ses ve arayış çağrısı sonucunda, onlarda aynı davranışı anında
tekrarlarlar. Sürü sabah uyanır uyanmaz tiz seslerle birbirlerine
seslenmeye başlarlar “herkes hala burada mı” “ ben buradayım” ve gün
akışında olan haberleri aktarırlar. Beraberce yeni doğan günü selamlar
ve yiyecek arayışı için toplanmaya çağırırlar. Akşam aynı ritual devam
eder ve gece konaklama çağrıları yapılır.
Bir kuşun havalanması potansiyel tehlike işareti olarak
algılandığından, diğerleri de hemen ona uyarak sürünün kalabalık
korunmasına sığınarak uçarlar. Evinde 4 veya daha fazla sultan besleyen
bunu gözlemleme şansına sahiptir. Ama 2 tanede bile, bu davranış çoğu
zaman bariz göze çarpar. Zaten kesin bir yönetim biçimi olamasa bile
gözlemlenen şudur ki, bir kuş daima başı çeker, birbirleriyle iyi
geçinen sultanlarda olduğu gibi (dikkat ederseniz fark edersiniz ki her
şeyi daima birlikte yaparlar)... Sürüde bir sultan temizleniyorsa
diğerleri de temizlenmeye başlar.
Kavga etmek ve birbirini kızdırmak onların doğal sosyal yaşamının bir
parçasıdır. Birbirlerinin peşinde hoplayıp dururlar. Birinin oturduğu
yerde diğeri e oturmak ister. Bu davranış biçimi daima ve süreklidir.
Bu nedenle aralarında genelde ufak zararsız kavgalar çıkar . Bazen
birinin kuyruğu ulaşım alanındaysa çekilir ya da en sevilen ısırma yeri
olan ayaklara saldırılır. Bu ayak ısırma davranışını dişiler,
erkeklerin dikkatini çekmek için de yaparlar. Bu kızdırma aslında
genelde göründüğünden daha zararsız ve acı vericidir. Kaşıma:
Sultanlarda en sevilen davranıştır.
Yalnız bu sadece çiftleşme işareti olarak algılanmamalı yani bu daima
karşı eş arayışı davranışı değildir. Aksine erkekler de birbirini
kaşımayı severler. Bu davranışta genelde kafa aşağıya eğik olur ve bir
diğeri gagasıyla kafa ve yüzü kaşır. Öpüşmek:
Karşılıklı olarak gagaların birbirlerine sürtünmesidir. İnsan gözüyle
bakıldığında aynen öpüşmeye benzeyen bu işlem, esnasında çiftler
birbirine bıcır bıcır zarif dokunuşlarla ve seslerle bir şeyler
anlatıyor gibidirler. Bu durum, tabir yerindeyse kızışma işaretidir. Karşılıklı yem yedirmek:
Bu da sık rastlana bir davranış biçimidir. Yenmiş olan yem püre
şeklinde kursaktan geri gelir ve eşin gagasından ağzına kusulur. Yanlız
bu şekilde erkek-erkek, dişi-dişi ve erkek-dişi de birbirini yemler.
Aslında bu davranış biçimi genç yavru kuşların beslenmesi için yapılır.
Muhabbetlere kıyasla sultanlarda eşler, beraber kuluçkaya yatar ve
yavruları beraber beslerler. Çoğu zaman eşleşme ile ilgisi olmayan uzun
süren bağlar oluşur ebeveynler ve çocuklar ve/veya kardeşler arasında.
Bunları ayırmak bu durumda imkânsız olur. Böyle durumlarda da
karşılıklı yemlemek gözlemlenir.
Kızışmak kavramından anlaşılan şudur ki; erkek kuşun dişi kuşa kur
yapması. Böyle zamanlarda erkek kuşkanatları aşağı sarkmış ve değişik
tonda sesler (ötüşler) çıkararak dişi kuşun etrafında mağruru bir
edayla tur atar. Erkek kuş tipik kur yapma tavırlarına 4–6 aylıkken
başlar. Ağaçkakan gibi gagasıyla sert zeminlere vurmak:
Ve buna ek olarak ta yerde bir adım öne zıplar. Eğer bir dişiye
rastlarsa onu tam kulağının dibinde yüksek tonda bir ötüşle etkilemeye
çalışır.
Dişiler daha nadir ve daha az değişik tonlarda öterler. Eğer bir dişi
erkeği kabul etmişse yere çöker gibi iyice yapışır ve kendini iyice
düzleştirerek erkeğe kabul ediyorum sinyali verir. Sessizce ötüşmeler
başlar ve daha yüksek olan tonlarda ötüşlerle erkek gaza getirilir.
Dişi erkeğin üstüne doğru koşarak, onu iterek ve kendisini yere
yapıştırarak erkeği kızıştırır. Bazen de erkeğin davranış biçimini
taklit eder. Kızışmada birde gaglaşmak (öpüşmek) ve yemlemek yapılır.
Çiftleşme aşaması aynı zamanda 3lü aşamada deniyor bu nedenle her zaman
bu 3 davranış olarak uygulanmaya da biliyor çünkü erkek kuşlar genelde
sıkça bu davranışları yapıyorlar. O anda dişinin yumurtlama hazır olup
olmaması da çok önemli olmuyor. Bu şekilde diğer dişilere kendilerini
gösteriyor ve sürüdeki en iyi erkeğin kendileri olduğunu anlatmaya
çalışıyorlar. Uyumak, şekerleme yapmak (uyuklamak):
Sultanlar gün içinde de kısa süreli uyur veya uyuklarlar.
Uyurken kafalarını geriye kanatlarının arasına sokarlar ve bir
ayaklarını görünmeyecek şekilde tamamen yukarıya çekerler. Uyuklarken
daha çok tüylerini kabartırlar ve gözler yarı açık veya kapalı olarak
duru bazı kuşlar kanatlarını hafifçe aşağıda sarkıtırlar. Çoğu zaman
hafifçe kendilerince sesler çıkarır veya gagalarını (alt ve üst gagayı)
birbirine sürterek durular. Bazen de uyuyan sultanlar kafalarını bir
dala veya duvara yaslayabilirler. Gagayı birbirine sürtmek:
Üst ve alt gaga birbirine sürtülür hafif bir gıcırtı çıkar bu arada bu
rahat olmanın keyfinin yerinde olduğunun ve dinlenmede olduğunun
ifadesidir. Temizlenmek, tüy bakımı:
Sultanlar zamanlarının çoğunu tüy bakımı yaparak geçirirler. Çünkü
kaçış başarıları sağlıklı bir tüy bakımına bağlıdır. Kuyruk
sokumlarında bulunan ve kuyruk sokumu bezesi denilen bir bezeden
aldıkları yağlı maddeyi, gagsını sürter ve aldığı bu maddeyi tüm
tüylerine dağıtır. Böylece bu tüyler güneş ve yağmura karşı mükemmel
bir koruma sağlar.
Ama bazen de kuşlar tedirgin edici hoşa gitmeyen ortam ve/veya durum
karşısında da tüyleriyle uğraşırlar. Böylece bu durumu görmemezlikten
gelmeye çalışırlar. Bu görmemezlikten gelme davranışı ile özel
durumlarını potansiyel düşmandan ve kızışmış bir eşten saklamış olurlar. Kemirme:
Sultanlar tam kemirgen hayvanlardır. Bunun için çok uygun olan
gagalarıyla buldukları her şeyi kemirmekten büyük keyif alırlar.
Onların bu güdüsünden hiçbir şey korunma altında değildir, duvarlar,
duvar kâğıtları, kitaplar, perdeler, çerçeveler vb ya bu durumu
hoşgörüyle karşılar ve onlara zarar verebilecek zehirli olabilecek veya
önemli evraklarınızı ortadan kaldırırsınız.
Taze dallar, kraker, ağaçkabuğu, şişe mantarı vb gibi ikramlar esaret
altında olan sultanlara bu güdülerini yaşama imkânı vereceğinden bunlar
vermek çok önemlidir. Aynı zamanda bu sayede sağlıklı ve yaşamı için
gerekli besleyici maddeleri de almış olurlar. Oyun:
Sultanlar çok oyuncudurlar ve zillerle, topla, salıncak veya benzeri
oyuncaklarla oynamaya bayılırlar. Doğal olan oyuncaklardan aldıkları
keyif çok daha büyük olduğundan dallardan, iplerden ve işlenmemiş
tahtalardan yapılan oyuncaklar onlar için çok uygun ve mutluluk verici
olacaktır. Sultanlar ve Muhabbetler:
Bu iki tür aslında bir arada beslenerek barındırılabilir. Fakat şu da
bir gerçektir ki, muhabbetler sultanlara kıyasla daha hareketli sevecen
kuşlardır. Bu da ortamı huzursuz etmelerine sebep olur. En zor olan da
eğer aynı ortamda üretiliyorlarsa ortaya çıkar. Çünkü muhabbetler kendi
yumurtlama ve sultanların yumurtlama evrelerinde agresif olacaklardır.
Bir sultan ve muhabbet tekil olarak bir arada asla beslenmemelidir!
Almadan önce bilinmesi gerekenler –sorulacak sorular-:
*Alerji veya benzeri durumlar – evde yaşayanlarda alerji veya benzeri bir durum var mı?
Kuşlar ufak tüyler dökerler ve bu da alerjik reaksiyonlar ve
solunduğunda problem yaratabileceğinden özellikle yatılan odada
beslenmeleri kesinlikle sakıncalıdır.
Bir pet bir eşya olarak görülmemelidir
Bir köşeye atılmamalıdır
Ve keyfine göre davranıp geri vermek
Şimdi asıl konumuz sultanlar olduğundan onlara ilgili gereken kısımlar
cevaplayalım ki sultanlar sosyal yaşam şekli olarak papağanlara çok
yakın olan bir tür olduğundan onlarda dikkat edilmesi gereken bir hayli
durum vardır:
Pelüş oyuncak versiyonu bir pet alacağım!
O zaman sultan almayın sultanlar bir kuş türüdür yani pelüş oyuncak
değildir özellikle çocuklar için uygun değildirler çünkü sultanlar
sıkıştırılıp sıkılmaz.
Daima çift olarak bakılmalıdırlar. İnsan kesinlikle ona bir eş olamaz
–kendi türdeşinin yerine geçemez- her ne kadar yapısı gereği uysalda
dursa alırken çift olarak almanız gerektiğini hesaplayın.
Geniş yeriniz olmalıdır bu ne demek demeyin!
Bunlar kafes kuşları değildir çünkü gerçi kim ufak bir duşa kabın
boyutunda bir yerin oturma odasında işgal edilmesinden memnun olur ki
ama eğer onlara oda içinde bir salma yapamıyorsanız o zaman mutlaka (ki
hayvanları koruma yasasına göre de bu şarttır) içinde bulundukları
kafes -2 sultan için – 100cmx50x100 ölçülerinde olmalı fakat böylede
olsa günlük düzenli açıkta kalıp uçmaları da gerekecektir.
Yani yer lazım köşe değil! Sultanlar pisletirler yerken yemek saçarlar
etraflarına, temizlenirken uçarken tüy dökerler ufak veya büyük
bunlarda oda da uçuşacak odayı pisletecektir. Birde doğal yapılarından
kaynaklanan beyaz tozları vardır onlarda oda da bol miktarda olacaktır.
Uçarken etrafa tuvaletlerini yapacaklardır yani tuvalet eğitimi diye
bir şey mümkün değildir. Almadan önce bunla yaşayabilir miyim
demelisiniz kendinize!
Evde kendileri yemek ve içecek alamayacaklarından!
Daima temiz su ve yem vermelisiniz
Vitamin ve mineral takviyesi yapmalısınız.
Tatilde iseniz 1–2 gün idare edecek miktarı tedarik etmelisiniz 1 günlük geziler sorun olmaz sultanlarda.
Temizlik ve hijyen de önemli bir konudur sultanlar için:
Kafes/salma altı daima temizlenmeli ve mümkünse kuş kumu konmalıdır
(yoksa talaş, kuş toprağı deniz kumu, çim samanı da olabilir). Bu daima
değiştirilmeli ki bakteri oluşumu engellensin diye. Tünekler de sık
aralıklarla sıcak suyla yıkanmalı yem kapları daima temiz tutulmalı ve
artık yemler günde 2 kere atılmalıdır.
Sultanlar oyalanmayı değişikliği severler o yüzden buna zaman ayırmalı
sizin olmadığınız zamanlarda meşguliyet olacak ağaç tünek dallar veya
oyuncakları olmalıdır.
Sultanlar çok zekidir fakat kendilerine kural koyulmasını sevmezler.
Genel olarak konuşmayacaklardır fakat tek tük kelime öğretme şansınız
var fakat buda epeyi bir uğraş ve zaman alır. Ehlileştirmek konusunda
eğer elinizden yem yemeye ve hemen uçup kaçmıyorsa o zaman epeyi bir
yol kat etmişsiniz demektir. Çünkü genelde en çok başarılan parmağa
konmasını sağlamak oluyor.
Demek oluyor ki sultanlar egonuzu tatmin etmeye yaramazlar!
Sultanlar ötüşü güzel (kanarya gibi) kuşlar değildir daha çok bağıran ve gürültücü bir türdür ve komut üzerine de susmazlar.
Bunları sürekli izlemek gözlemek lazım ki en ufak bir değişimi fark
edip sağlıklarını kontrol edebilin bunlar hastada olabilecek bir türdür
böylece veterinere gitmek gerekir buda masraf oluşturur yani masrafı da
olan bir türdür.
Bir sultan iyi hallerde 20 sene yaşayacaktır bunu asla unutma alırken.
Yukarıda sayılan tüm maddeler bir sultan için yapılması gerekenlerdir o yüzden iyice düşünün. Evdeki ilk gün:
Uygun şartları – ortamı – hazırlamışsak eğer şimdi iş aldığımız
sultanın bize alışmasını beklemeye gelmektedir. Onlara bunun için
sakinlik ve zaman vermemiz lazım. Çünkü onun için her şey çok yeni ve
üstüne birde gözüne büyük gelen insan tehlikeli gözükmekte.
Bu görünmez olacağız anl***** gelmemeli tabi ki. Salma veya kafese 1–2
metrelik mesafe kalacak şekilde sakince (dikkatli) yaklaşmalıyız. Kafes
sizin ona tepeden bakacağınız veya size tepeden bakacağı bir şekilde
değil de göz hizasında monte edilmeli (konulmalı). Sakin ve sevecen bir
ses tonuyla konuşmalıyız sultanımızla. Bağırmak veya abartılı yüksek
volümde konuşmak kesinlikle yanlış nitekim sultanın etkilenip kaçacak
alanı yok.
Sultanlar kesinlikle günlük yaşam alanında bulundurulmalıdır. Çünkü
böylelikle nerede olduklarını ve bu aileye – ortama – kimlerin dâhil
olduğunu daha çabuk kavrayacaklardır. İlk etapta çocukları uzak
tutmakta fayda var çünkü bunlar bilinçsiz olduğundan kafesin üstüne
vurabilirler ve buda sultanlarda şok etkisi yapabilir.
Günlük yem ve su tazele işlemi mümkünse ilk zamanlar hep aynı kişi
tarafından yapılmalı ve hatta bu kişi hep aynı renkte (veya aynı)
kıyafetleri giymeli böylece şahsı tanımaları ve her seferinde
yadırgamamaları sağlanmış olacaktır.
Bir süre ortamı tanıyıp alıştıktan sonra, oda içinde serbest bırakabilirsiniz.
Serbest bırakıldıklarında dikkat edilecek hususlar:
*camlar kapalı olmalı
*zehirli olabilme ihtimaline karşı oda bitkileri (salon çiçekleri) çıkarılmalı
*ortada varsa kablo veya benzeri şeyler kapatılmalı.
*perdeler (takılma ihtimali için) düzeltilmeli.
*dolap arkaları boşluklar kontrol edilmeli.
*çekmeceler kapatılmış olmalı
*kutu vb şeyler kapatılmış olmalı
*kül tablaları kaldırılmalı
*varsa sinek veya benzeri hayvan tuzakları kaldırılmalı
*banyo tuvalet kapıları kapatılmalı – klozetler tehlikelidir çünkü.
*geniş cam alanlara mutlaka uyarıcı yapışkan konulmalı ki uçarken bunlara çarpmaları önlenmiş olsun.
*kafese geri dönmeleri açısından dışarıda ulaşabilecekleri bir yere yem konulmamalı.
Çoğul beslendiklerinde bile sultanları ele alıştırmak ehlileştirmek
gayet mümkündür. Önemli olan kuşun güvenini kazanabilmektir çünkü
böylece acil durumlarda hastalıklarda veya davranış bozukluklarında
müdahale imkânı olabilecektir. En iyi alıştırmada sevilen bir yem vb
ikram etmek olacaktır. Ufak parçalı ikramlar ele alışmayı daima
kolaylaştırır böylece kuş elin kötü olmadığını kavrar.. Yem kavramı: Öncelikle minareler ve öğütücüler:
Sultanların kaslı bir mideleri vardır bu nedenle de yediklerini
öğütebilmek için mineral öğütücülere/taşlara ihtiyaç duyarlar. Bizlerin
anlayacağı kavramda mide asitleri yoktur. Mide bir sıvı salgılar ve bu
sıvı salgılandıktan donarak bir sürtünme alanı oluşturur bunla beraber
mineral taşları ile yem öğütülmüş olur. Bu yüzden mutlaka minareler,
deniz kabukları mürekkepbalığı kemiği gibi şeyler yeme karışık veya
ayrı olarak verilmelidir. Günlük yem (karışım yem) ne demek:
Tek tip denen yem piyasada satılan veya kendiniz karışım olarak
hazırladığı karma yemdir. Ve sultanlara her gün verildiğinde yeterli
olandır Ek besin ne demektir:
Bu değişiklik olsun diye verilen yiyecekler anl***** gelmektedir. Tek verilen t umlar, dal darı yanı sıra karışım olanlarda vardır. Yem eklentisi ne demektir:
Bu kelimeden de anlaşılacağı gibi yeme eklenen türlerdir. Yani suya
eklenmesi gereken vitaminler, yapılandırıcı geliştirici ürünler ve
çimlendirilmiş t umlar.
Yalnız unutmamamız gereken önemli noktada günlük düzenli verilmesi gereken taze yeşil sebze ve meyvelerdir. Çerezler:
Piyasada değişik çeşitlerde çerezler bulmak mümkün faka biz bunları içerik olarak verilen meyve ve t um oranları düşük ve sağlamlaştırmak için kullanılan şeker oranı yüksek olduğundan önermiyoruz.
Bu tür çerezleri çubuk veya krokan şeklinde kendinizin evde yapması ve
böylece içeriği sağlıklı bir şekilde ayarlaması gayet mümkün
Bu tür çerez sunmak gereklidir sultanlara çünkü böylece yemi yemek için
uğraşırı ve bu uğraş esnasında hem eğlenir hem de hareket halinde olur
birde bunun yemini diğerlerine karşı müdafaa et duygusu açısından da
önemi büyüktür.
Yalnız dediğimiz gibi bunlar ara sıra verilen yemler gurubundadır. Su/içme suyu:
Su günlük taze olarak verilmelidir. Ve verilen kaplar kolay temizlenen
cinsten -cilalanmış seramik, porselen veya çelik kaplar olabilir –
olmalıdır. Yem içine karıştırılması dışında verilmesi gereken vitamin,
güçlendirici, minareler vb suya da katılabilir hem böylece gün içinde
eşit oranda alımları da sağlanmış olacaktır. Banyo:
Sultanlar banyo yapmayı çok severler bu nedenle de bu imkân onlara
sıkça verilmelidir. Bunun için piyasada satılan hazır banyolukları
kullanabilir, evde olan uygun bir kaptan faydalanabilirsiniz. Ayrıca
satılan sprey aletlerinden de bu işlem için faydalanmak mümkün, spreyle
gözlerine ve kulaklarına dikkat ederek (yağmur yağar gibi) sultanınızı
her gün veya haftada en az 2 kere düzenli spreyleyebilirsiniz. Banyo
suyu olarak ılık duru su kullanılmalı sadece ve banyo sonrasında da kuş
kendi halinde kuruyabileceği mümkünse şayet güneş alan bir köşeye
konmalı. Özellikle banyo saatleri öğlen ortamı sıcak/ılık olduğu
zamanlarda yaptırılmalı ki kuş ıslak kalıp hastalanmasın ve kurusun.
Kış aylarında havaların daha soğuk olduğu zamanlarda ise banyo
yaptırmadan önce oda ısısı mutlaka kontrol edilmeli ve kuşun
kuruyabileceği üşütüp hasta olamayacağı bir şekilde ayarlanmalıdır. |
|
|
Yorum Yazılmamış... |
Sponsor Bağlantılar |
|
|
|
+ En Çok Okunanlar |
|
+ Yeni Eklenenler |
|
+ Rastgele |
|
|
|
|
|
|
|
|