|
|
Görüntü paylaşım sitesi YouTube'nin
engellenmesiyle ilgili sektör derneklerinden yapılan ortak açıklamada,
Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı gibi kurumların görev ve
sorumlulukları gereği mahkemelerin aldığı kararları uygulamalarından
ötürü eleştirilmeleri ve itham edilmelerinin hukuk devleti ilkesi ile
bağdaşmadığı bildirildi.
Bilgi Güvenliği Derneği (BGD),
Mobil İletişim Sistemleri ve Araçları İşadamları Derneği (MOBİSAD),
Telekomünikasyon ve Enerji Hizmetleri Tüketici Hakları ve Sektörel
Araştırmalar Derneği (TEDER) ile Tüm Telekomünikasyon İşadamları
Derneğinden (TÜTED) oluşan sivil toplum kuruluşları tarafından, görüntü
paylaşım sitesi YouTube'ya erişimin engellenmesiyle ilgili "internet
yaşamdır" başlıklı ortak bir açıklama yapıldı.
Açıklamada,
bireylerin sosyal hayatlarının, birbirleriyle olan iletişimlerinin
sınır ve seviyelerinin yasalar, toplumsal değerler ve ahlaki kurallarla
çizildiği vurgulanarak, şöyle denildi:
"Tüm basılı ve görsel
yayın organları ile olduğu gibi interneti kullanmak suretiyle de kutsal
sayılan değerlerimizi ve/veya toplum olarak önemsediğimiz değerlerimizi
tahrip etmeye dönük içerikleri hazırlamak ve paylaşmak, gerginlikleri
artırabilmekte ve toplumsal barışı etkileyebilmektedir. Bu
nedenle, kimse, bu içerikleri hazırlamak ve halkın kolayca
erişebileceği açık bir ortamda yayınlamayı özgürlük kisvesi adı altında
değerlendirmek ve toplum psikolojisindeki muhtemel etkilerini
umursamamak lüks ve imtiyazına sahip değildir."
Açıklamada,
yasaların bu eyleme teşebbüs eden ve bunlara aracılık eden kişi ve
kurumlara karşı ilgili yayının engellenmesi hakkındaki hükümlerinin
"son derece isabetli ve açık" olduğu belirtildi.
Yasalar
çerçevesinde yargının aldığı kararları yerine getirmek üzere yetkili ve
sorumlu kılınan kurumların da belli olduğunun altı çizilen açıklamada,
şunlar kaydedildi:
"Bu kapsamda Telekomünikasyon Kurumu,
yargının aldığı engelleme ve kapatma yönündeki kararları uygulamaktan
sorumlu kılınan kurumdur. Yasal yetki ve sorumlulukların ötesinde, söz
konusu sitelerin kapsadıkları ülkelerin toplumsal değerlerine karşı
gereken hassasiyeti gösterme sorumlulukları vardır. Bu konuda
duyarsızlık sergileyemezler. O firmaların aslında kolay bir şekilde
sağlayabilecekleri yayın öncesi denetimi yapmamaları, bu yayını
hazırlayan ve gönderenlerin fiillerine göz yummaları demektir."
"Kapanması yerine ilgili sayfaya erişimin engellenmesi daha doğru"
Söz
konusu yayın engellemelerine muhatap olan video paylaşım sitesinin
basın açıklaması yaparak, engellemeye neden olan içeriklerin içerik
politikalarına aykırı olduklarını tespit ettiklerini ve yayından
kaldırdıklarını, benzer durumların yaşanmaması için ilgili kurumlarla
işbirliği içinde olacaklarını belirttiği hatırlatılan açıklamada, şu
görüşler aktarıldı:
"Sadece bu açıklamanın bile, sorumlu kılınan
kurumların ilgili yasalar çerçevesinde görevlerini yerine getirerek ne
kadar isabetli davrandıklarını ortaya koymaya yettiğini düşünüyoruz.
Hiç şüphe yok ki, bir içerikten dolayı milyonlarca sayfalık bir sitenin
kapanması yerine ilgili sayfaya erişimin engellenmesi daha doğru bir
yaklaşım olacaktır. Ancak ilgili sitelere tümüyle erişimin
engellenmesi kararlarının, bu web ağlarının hızla işbirliğine giderek
söz konusu içerikleri yayından kaldırmalarında ve gerekli iç denetim
mekanizmalarını oluşturarak kalıcı çözüme ulaşılmasında etkili olduğunu
göz ardı etmemek gerekir. Öte yandan bir hukuk devleti olan ülkemizde
Telekomünikasyon Kurumu gibi kurumların görev ve sorumlulukları gereği
mahkemelerin aldığı kararları uygulamalarından ötürü eleştirilmelerinin
ve itham edilmelerinin hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmadığını
belirtmek istiyoruz."
Açıklamada, hiçbir özgürlük ve
serbestliğin, toplumsal değerlere veya kişisel hak ve özgürlüklere
saldırı hakkını vermeyeceği ifade edilerek, "İnternet yaşamdır, yaşam
saygı ve toplumsal ortak değerlerin paylaşımıdır" denildi. |
|