|
|
- Ecel geldi cihane, baş ağrısı bahane. 16.03.2007
- Ecele çare olmaz.
- Eceli gelen sıçan kedinin taşaklarını kaşır.
- Eceli gelen keçi, çobanın ekmeğini yer
- Eceli gelen köpek cami duvarına işer.
- Eceli gelen köpek cami duvarına siyer.
- Edebi,edepsizden öğren.
- Eden bulur,inleyen ölür.
- Edene eden bulunur (Bölge ağzı, Ufuk Takvimi, 26.11.2001):
- Eğilen baş kesilmez.
- Eğreti ata binen tez iner.
- Eğri oturalım doğru konusalım.
- Ehvence ölüm, yaylanca geçit (Anası Leyla Baz’dan naklen, Hatice Mengi, 1341’li, Dodurga, 17.7.2003)! Ölümün kolayca gelmesi, ahiret hesabının da kolay verilmesi temennisi.
- Ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını.
- Eken biçer, konan göçer.
- Ekmeğin büyüğü hamurun çoğundan olur.
- Ekmeğin katığı açlıktır (Bölge ağzı, Ufuk Takvimi, 26.11.2001):
- Ekmeğin kestiğini kılıç kesmez.
- Ekmeğini kuru yiyeceğine, yoğurdunu duru ye (F. Dağdaş, 14.7.2000)! Dengeli davran anlamında...
- El ağzı ile çorba içilmez.
- El arif olur, hiyallar (Fatmana Dağdaş): El çabuk anlar.
- El derken dudak açılır, birbirin derken birleşir (1303 doğumlu Aynımah Ünlü’den naklen Sebahat Ünlü, (1945), 22.06.2002). Birlik ve beraberliği kısaca açıklayan bir atasözü.
- El deveyi kulağından yeder: Başkası duyduğunu hiç olmadık yere çeker.
- El elin eşeğini türkü çağırarak ararmış:
- El elliğini, çay deliliğini eder (Fatmana Dağdaş): Her zaman akraba olmayandan iyilik görülmeyebilir.
- El ettim ellisi, ağzı yüzü bellisi (Fatmana Dağdaş, Nisan 1980): Evlenecek kız aday çok, hem de gösterişli, güzel.
- El gücü, sel gücü (Selahaddin Kusekenani, İran, Şarki Azerbaycan Eyaleti, (6 Haziran 1999, Beyşehir): Bir elin nesi var, iki elin sesi var anlamında. Selahaddin Bey bu ata sözünü “Birlikte bir iş görer, yahşidir. Hatmin, adam muvaffak ola.” şeklinde Azeri Türkçesi ile açıklamıştır (Said Dağdaş).
- El kıyıdan bakar! (F. Dağdaş, 2.3.2003).
- El olan yerde, ellik eksik olmaz! Toplulukta, başkalarının bulunduğu ortam/ortamlarda dedikodu eksik olmaz (F. Dağdaş, 9.7.2001).
- El yetmez, güç yetmez, sarp kayada yolum var! : Çaresizim anlamında (F. Dağdaş, 22.05.2001).
- El atına binen yaya kalır
- El deliye, bende akıllıya muhtacım.
- El elden üstündür.
- El elin eşeğini türkü çağırarak arar.
- El içinde vasiyet ettik, ölmemek olmaz.
- El kazanı ile aş kaynamaz.
- El yarası onar, dil yarası onmaz.
- El yumruğu yemeyen, kendi yumruğunu balyoz sanır.
- Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz.
- Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde gelmez (Fatmana Dağdaş): Elden umma! Her zaman arzu ettiğini temin edemezsin.
- Elden kalan, elli gün kalır (1950’li Ayşe Yaman’dan naklen Celil Yaman, 5.9.2005)! Not: El kelimesindeki «e» harfi açık «e»dir. Zamanında yapılmayan iş, kalır gider. «Demir tavında yapışır!» atasözü ile benzer anlamdadır…
- Eli dar olanın, dili kısa olur.
- Eli doluya: ağa buyur, eli boşa: ağa uyur.
- Eli ile köfte yuvarlıyor, gözü kırık kovalıyor.
- Elimin ettiğini, ağzım bilir (18.5.2007, 1950’li Ayşe Yaman’dan naklen Celil Yaman, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu)! Bu elden çıkanı bu ağız bilir. Elin, yabancının pişirdiğini de anlamak kolaydır anlamında…
- Elin iyisi olmaz, gavurun dayısı olmaz:
- Elin hamuru ile erkek işine karışma
- Elin ile koymadığını kaldırma.
- Elmanın dibi göl, armudun dibi yol (olmalı).
- Elmayı soy da ye, armudu say da ye.
- Emanet ata binen, tez iner.
- Emanet eşeğin yuları gevşek olur.
- Emanetin kuskunu yokuşta koparmış (F. Dağdaş)!
- Emanetin yüreği yufka olur! (Celil Yaman, 19.04.2007)!
- Emekten olsa, sarı öküze bıçak vurulmaz! (Durak Başer, Yozgat, Sorgun, 06. 1983).
- En akıllısı Deli Bekir, o da kösteğiyle yatar (Mehmed Baz, H. Fevzi Zeren-Dodurgalar)):
- Enik için köpek beslenir (10.1.2000, F. Dağdaş): Sağlayacağı faydadan dolayı, o kişiye katlanılır anlamında.
- En iyi hafıza bile silik bir mürekkepten daha güçlü değildir.
- Erek mi, görek mi? (31.1.2000, F. Dağdaş): Kimbilir bana nasip olur mu, ömrüm yeter mi, görür müyüm anlamında. Yaşım 75, erek mi görek mi bundan sonra?..
- Erkek arslan arslan da, dişi arslan arslan değil mi?
- Erkek koyun kasap dükkânına yakışır.
- Erken evlenen döl alır, erken kalkan yol alır.
- Erken kalkan nasibine kalkar (F. Dağdaş, 12.1979): Erken kalkanın, erkenden işine başlayanın kazancı bol olur.
- Erken kalkan yol alır, küçükten evlenen döl alır (F. Dağdaş, 12. 1980): Erkenden yola çıkan menziline erken ulaşır, erken evlenen de çor çocuk sahibi olur.
- Erken evlenen yanılmamış.
- Esirgenen göze çöp batar.
- Eski çamlar bardak oldu.
- Eskiden, bir devenin yürüyüşü kaldı... (12.8.2004, M. Baz, 1936): Zaman ve şartlar, anlayışlar değişti. Yeni şartlara göre kafa yormak lazım anlamında.
- Eşeğin canı acırsa, atı geçermiş (Hamit Erdal, 1964’lü, 7.1.2005, Kırıkkale-Delice-Hacıobası köyünden): Kişinin canı yanmaya görsün. Bütün gücünü kullanır ve daha güçlü olanı da saf dışı bırakabilir.
- Eşeğine eremeyen, semerini dövermiş (9.1.2006, M. Baz, 1936’lı):
- Eşek olana binen çok olur (Yüksel Erdoğan, 1967’li, 9.10.2003, Beyşehir-Gölyaka, Or. Müh.! Kendi kişiğini öne çıkarmayıp daima bir başkasının etkisinde kalan insanlar için kullanılır.
- Eşek hoşaftan ne anlar. Suyunu içer, denesi kalır.
- Eşek kocamakla tavla başı olmaz.
- Eşek olduktan sonra semer vuran çok olur.
- Eşekler çalışır, atlar yer.
- Eşekten at olmaz, ciğerinden aş olmaz.
- Et tırnaktan ayrılmaz.
- Et iyiliği dök denize, balık bilmezse Halik bilir (Fatmana Dağdaş): Kötülük görsen de iyilik yapmaktan geri durma.
- Et şabarın hayırlı olsun (Selahaddin amca, Aslen Kırım muhaciri, 2000, yaklaşık 85 yaşında, Gazi Mah.-Ankara):
- Et tertib, vet temkin demiş (Fatmana Dağdaş, 17.01.2000): Tedbirini al, ihmal etme anlamında.
- Et, ekmek üstünde yakışır (20.08.2002, F. Dağdaş): Her işin bir yakışık alan yöntemi vardır.
- Et, kemiksiz olmaz (Beşir): “İki çanak bir yerde tıngırar”! atasözü ile aynı anlamdadır. Beraberliklerde bazen şiddet de, patırtı da olur anlamında.
- Etme bulun (bulursun), inileme ölün (ölürsün) (İlhan Arslan, 1971'li, Ankara-Kalecik-Uyurca köyü, 10.09.2003)! “Etme bulma dünyası“ deyimi ile aynı anlamdadır.
- Ev sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi.
- Evdeki hesap çarşıya uymaz.
- Eve yörük, bahçeye erik koyma (H. İbrahim Ekren, Nisan 2006, Salihli)! ? Ne demek çok açık değil…
- Evi delikli baca, milleti yalancı hoca ile hacı yıkar (F. DAĞDAŞ, Mart 1980)...
- Evladın var mı, derdin var!: Evladının muhakkak senin başını yoracak sorunları olur anlamında. Kızın mı var, derdin var şeklinde buna yakın anlamda da söylenmektedir.
- Evlat! Arpa olsun, darı olsun, buğday olsun, çavdar olsun… Mendil ekmeksiz kalmasın! Kör olsun, topal olsun, sağır olsun... Yatak karısız kalmasın (Halil Ay, Dodurga, 1949’lu, Aralık 1980): Yukarı Dodurgalı Pilavcıların Süleyman Efendi dededen alınmıştır.
- Evvel mescidin içi, sonra eşiği (dışı) (S. Kusekenani, 6.6.1999): Önce kendi menfaatim, sonra başkaları anlamında. Azeri Türkçesinde “eşik” kelimesi Türkiye Türkçesinde olduğu gibi hem kapının eşiği deyiminde olduğu gibi bildiğimiz manada, hem de evin dışarısı anlamında kullanılmaktadır.
- Evveli de bokuduk! Boka kazık dokuduk! Önceden de perişandık. Şimdi de perişanız. Hiçbir işimiz önüne gitmiyor! anlamında….
- Ev sahibinin hatırı olmazsa köpeğini dövmek kolaydır
- Evin danası evin öküzünden korkmaz.
- Evini temiz tut, misafir gelir; kalbini temiz tut, ölüm gelir.
- Evlenenle ev alana (yapana) Allah yardım eder.
- Evladı ben doğurdum ama gönlü benim değil ki...
|
|