|
|
- Ya aklın erince gücün yetecek, ya aklın ermeyecek dağda gezeceksin!
- Yabancı koyun kenarda yatar.
- Yağ yiyen köpek tüyünden belli olur.
- Yağmur olsa, el tarlasına bile yağmaz„ Kendisinden başkasına hayrı olmayanlar için aynen şöyle denilir: Yağmur yelle, düğün elle (Fatmana Dağdaş): Yağmur yelle gelir. Sebebidir. Düğün de çevreyle, dost, akraba, komşu ile şenlenir, yakışık bulur anlamında.
- Yağmurlu gün tavuk su içmez.
- Yağmuru yel azıtır, insanı el azıtır (Fatmana Dağdaş):
- Yalancı kim? İşittiğini söyleyen.
- Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.
- Yalanı söylemeli amma, doğru yanında titremeli (M. Baz, 22.08.02): O kadar ustalıkla yalan söylemeli ki, doğru olduğu zannedilsin.
- Yalın varsa karnına, çulun varsa sırtına.
- Yalanı söylemeli amma, doğru yanında titremeli (M. Baz, 22.08.02): O kadar ustalıkla yalan söylemeli ki, doğru olduğu zannedilsin.
- Yanan harmanın öşürü olmaz! “Yanan harmanın yerinde ne kalır?„ (Ayşe ŞENER; Akseki) atasözü ile benzer anlamda.
- Yanan harmanın yerinde ne kalır?.. “Yanan harmanın öşürü olmaz!„ (F. Dağdaş’dan) atasözü ile benzer anlamda. Olan olmuş, herşey mahvolmuş zaten (Ayşe ŞENER, Akseki-Kuyucak, 15.01.2005)!..
- Yanık yerin otu tez biter.
- Yanlış hesap Bağdat'tan döner.
- Yardımcının yardımcısı olur.
- Yarım hekim candan, yarım hoca dinden eder.
- Yaş kesen baş keser.
- Yatsan sabah olur! Ölsen ele kalır!... Çoru çocuğu olmayanlar kullanır (Ayşe ŞENER, Akseki-Kuyucak, 15.01.2005)
- Yavşak büyür bit olur, enik büyür it olur. Yöremizde bu atasözünü duymadım.
- Yavuz itin yarası eksik olmaz (Hamit Erdal, 1964, Kırıkkale, Delice, 10.01.2002)Çalışkan, yırtık, şımarık, yerinde duramayan kişide yara bere eksik olmaz anlamında.
- Yavuz hırsız ev sahibini bastırır.
- Yaz kadı efendi, bok bok üstüne (M. Baz, 22.08.2003)!: Sıkıntı, dert, borç üstüste gelince kullanılır.
- Yazın başı pişenin, kışın aşı pişer.
- Yazın yediğin hurmalar kışın götünü tırmalar.
- Yazın eli yaş olanın, kışın ağzı yaş olur.
- Yazın gölge hoş kışın çuval boş.
- Ye bir çanak. Yuğ bir çanak (F. Dağdaş, Mayıs 1980)!
- Yedisinde ne ise yetmişinde de odur.
- Yemeye hazır dayanmaz.
- Yemiş boğazı görmüş, s...mış kıçı görmüş (F. Dağdaş, Mayıs 1980)! Tertipsiz, tedbirsiz, düzensiz insanı tarif için kullanılır.
- Yeni senek suyu soğuk tutar (Fatmana Dağdaş, Aralık 1980): Cicim ayı denilen evliliğin ilk aylarında, geçimsizliğin olmadığı dönemde gelini ve onun cazibesini tarif etmek için kullanılır.
- Yenice elek duvarda gerek.
- Yenilen pehlivan, güreşe doymaz.
- Yerli tavşanı yerli tazı kapar (F. Dağdaş, Aralık 1980)!
- Yıl başına, akıl başına (Fatmana Dağdaş, 24.2.2000): İnsan yıl geçtikçe akıllanır anlamında. Yıl başına, akıl başına, ne kadar çalışsalar şimdi zor anlamaları bu konuyu.
- Yılan sokan uyumuş da, kâr eden uyumamış (F. Dağdaş, 6.5.2000):
- Yiğidi öldür; hakkını yeme.
- Yiğit evlendiği gün… Gelin sevildiği gün… At eyerlendiği gün... İt yediği gün... (Yukarı Dodurgalı pehlivan Galak Ramazan dayıdan naklen Fatmana Dağdaş, Eylül 1983).
- Yokluktur insanı farıdan, ağar döner ahtını alır karıdan (F. Dağdaş, Eylül 1983!
- Yol sormakla bulunur.
- Yol üstüne bostan ekme el için, kocalıkta (ihtiyarlıkta) avrat alma el için.
- Yol yürümeyle, borç ödemeyle biter.
- Yolun otu kelin götü tatlı olur.
- Yola giden yorulmaz.
- Yolundan giden yorulmaz.
- Yolu yordamı, ormanı balta ile (Fatmana Dağdaş): Her işi usulüyle yap anlamında.
- Yolu yordamıyla, ormanı baltayla (geçersin-bitirirsin).
- Yorgandan gideceğine, urgandan gitsin ! Zarar cana gelmesin de mala gelsin! (Cincilerin Abdil’in kızı Safiye’den F. Dağdaş, 14.7.2000)!
- Yöğrük at yemini artırır.
- Yörük ne bilir bayramı, lak lak içer ayranı (F. Dağdaş, 1980).. Toplumla ilişkileri henüz yeterince olgunluk kazanmamış, gelişmekte olan kişilikleri ifadede kullanılır...
- Yuvarlanan taş, yosun tutmaz.
- Yuvayı dişi kuş yapar (F. Dağdaş): Ailenin düzenli olarak işlemesi kadının maharetine bağlıdır anlamında. Benzer anlamda bir fikir aşağıda verilmiştir: Bugün eğer sahip olabildiğim herhangi bir değer varsa onların hepsinde bir kadının izi bulunur. Hayatı kitaplardan ve kadınlardan öğrendim (Ahmed Altan, Pazar Sohbeti, 4.6.2000, Zaman, s. 5).
- Yük altında ancak eşek (HAMAL)kalır.
- Yüz, yüzden utanır (Enver Oymak, 10.4.1994, Acıpayam-Darıveren’li)!
|
|