|
|
Bir milleti meydana getiren unsurların başında, dil, tarih ve kültür
birliği gelmektedir. Bu unsurlar içerisinde en önemli yeri kültür
tutmaktadır. Kültür bir milletin geçmişi ile geleceği arasında köprü
olan, geçmişten getirdiği birikimleri geleceğe aktaran bir unsur olması
bakımından da ayrıca önemlidir. Kültür kavramı ile yüzlerce tarif
yapılmaktadır. Bunlar içerisinde kültürün en genel tarifi "Bir milletin
bütün hayatını ilgilendiren her şey. "İşte bu her şey içerisinde sanat
ilk sıralarda yer alır
Lider olmak bir sözüyle veya bir işaretiyle kitleleri peşinden
sürüklemek, çok büyük zaferlere imza atmak her insana mahsus bir durum
değildir. Mustafa Kemal Atatürk, yok olmak üzere olan bir ulusu yeniden
şaha kaldırarak, ona gerçek kimlik ve kişiliğini kazandırması
bakımından tarihin yetiştirdiği en büyük liderler arasında ilk sırayı
alır.
Atatürk'ü bir çok yönüyle tanıtan, onun hayat anlayışı, liderliği.
devlet adamlığı üzerinde duran yüzlerce eser kaleme alınmıştır. Bu
eserlerin hemen tamamında Atatürk. çeşitli yönlerden
değerlendirilirken. onun sanat anlayışı üzerinde de durulur.
Atatürk'ün dünyaya geldiği 1881 yılında Osmanlı Devleti, çeşitli iç ve
dış sıkıntılarla karşı karşıya bulunuyordu. Devletin kendi bekasını
sağlamak için aldığı tedbirler, çoğu zaman olumlu sonuçlar vermiyordu.
Aydınlar ise, kaleme aldıkları eserlerinde çareler üretiyor, yön ve yol
gösterici olmaya çalışıyorlardı.. 8u aydınlar arasında Namık Kemal Ziya
Paşa ve Şinasi ilk sıralarda yer alıyordu. Bu aydınlarımız yeniliğin ve
gelişmenin savunucuları olarak, gelenekçi anlayışa karşı amansız bir
mücadeleye girdiler. Eserlerini halkı aydınlatmak, onlara yeni: bir ruh
ve heyecan kazandırmak için kaleme alıyorlar, sanatı toplumun faydasına
kullanmaya çalışıyorlardı.
Mustafa Kemal Atatürk'ün ilk gençlik yılları bu sanatçıların eserlerini
okumak- ve onlardan ilham almakla geçer. Manastır Askeri İdadisinde bir
ara şiir ve edebiyata ilgisi artar. Bunda arkadaşı Ömer Naci'nin de
etkisi olmuştur. Ancak Îdadi hocası, kendisini, şiir ve edebiyatla,
askerlik mesleğini olumsuz etkileyeceği için uğraşmamasını tembihler:
Bunun üzerine şiire ara verir
Manastır İdadisinden mezun olduktan sonra Harp Okuluna kaydolan Mustafa
Kemal bu okulun ikinci sınıfında kültür ve edebiyatla yeniden
ilgilenir. O yıllara ait hatıralarında şöyle diyor ~
"İkinci sınıfa geçtikten sonra askerlik derslerine merak sardırdım.
Şiir yazmak hakkında İdadi hocasının ikazlarını unutmuyordum. Fakat
güzel söylemekle yazmak hevesi sürekli vardı. Teneffüs zamanlarında
hitabet talimi yapıyordum. (1)" Harp Okulundan mezun olan Mustafa
Kemal'in bundan sonraki hayatı ağır mücadelelerle geçer. Cephelerde
askerlik sahasındaki dehasını gösterir Çanakkale'de bir destanın
yazılmasında başrol oynar ve en büyük savaş sanatçısı unvanına sahip
olur. İkinci Dünya Savaşından sonra hiç hak etmediği halde yenik
sayılan Türk devleti bir baştan bir başa işgal edilir. Artık tek çare
kalmıştır; O da milletin kaderini-yine milletin azim ve kararından
.başka kimsenin kurtaramayacak olmasıdır.
Mustafa Kemal yaptıkları ile tarihte önemli gelişmelerin yaşanmasına
neden olmuş bir lider olarak. askeri zaferleri hiçbir zaman amaç olarak
görmemiştir. 'Zafer ancak kendinden daha büyük bir gayeyi elde etmek
için belli başlı bir vasıtadır. Gaye fikirdir" (2) diyen Mustafa Kemal.
yurdun kurtuluşu daha tam anlamıyla sağlanmada bile, ekonomik, kültürel
ve sosyal hayatı yenileyici, düzenleyici esasları tespit etmeye.
bunları tartışmaya ve uygulamaya başlar(3)
Milli Mücadeleyi çok yönlü düşünen Atatürk, bu mücadele ile ülkenin
düşman işgalinden kurtarılması yanında kalkınması, gelişmesi için
cehaletle de mücadele eder. Bu mücadelenin boyutu Milli Mücadelenden
daha fazla olmuştur. Uzun yıllar unutulmuş, geri kalmış, kaderine
terkedilmiş Anadolu insanını, çağdaş bilimle donatılmış kafalara sahip
kılmak isteyen Atatürk, önünde en büyük halledilmesi gereken engelin
kültür sorunu olduğunu görür. Kültürün insanlık için vazgeçilmesi zor
önemli ve esas unsur olduğuna inanan Atatürk(4) bu görüşe paralel
olarak bir "Milletin bizatihi mütehassis (duygulu) ve müteferrik
(düşünür) olması lazımdır"(5) der.
Atatürk. tarihin derinliklerini çok iyi araştıran, geçmişte yapılanları
bütün boyutlarıyla inceleyen, bunlar arasında sebep-sonuç ilişkisini
kuran, bilimsel bir disipline sahip olan bir liderdir. Sadece kendi
tarihini değil, başka milletlerin de tarihlerini inceleyerek orada olup
bitenlerden çeşitli dersler çıkarmıştır.
Ülkenin geri kalınmışlık zincirinden kurtulması için, öncelikle onun
ufkunu açmak olduğunu tespit eden Atatürk, bu işte en önemli unsurlar
dan biri olan kültür ve sanatın gelişmesi için büyük gayret gösterir.
Ülkenin, her yanında, kültürel ve sanat etkinliklerinin
gerçekleştirilmesi için gerekli tüm tedbirleri alır ve uygular Çağdaş
ve güzel sanatların toplumda kabul edilmesi için iyi bir zemin
hazırlanması gerektiğini anlayan Atatürk, birbiri ardınca inkılâplar
yapmaya başlar. Özellikle kadınların cephede olduğu gibi, sosyal
hayatın her cephesinde erkeğin yanında yer alması için değişiklikler
yapar Bu kararları kültür ve sanat hayatının gelişmesinde çok önemli
hizmet görür.
Atatürk askerlik mesleğinin bile "Sanatkarlık" yönünü seven bir lider
olarak, “Bir millet sanattan ve sanatkarlıktan mahrumsa, tam bir hayata
malik olmaz"(6) diyerek sanatın millet hayatındaki yerine ve önemine
dikkat çeker Aynı konuyla ilgili bir başka sözünde de; "Bir millet
sanata ehemmiyet vermedikçe büyük bir felakete mahkumdur. Birçok
unsurlar o felaketin unsurlarını fark etmez. Fark ettiği gün de, ne
kadar müthiş bir faaliyetle çalışmak gerektiğini tahmin eyleyemez (7)
diyerek, sanatın bir başka boyutuna, el sanatlarına dikkat çeker Bu da
gösteriyor ki, sanatın İster el sanatları boyutu olsun. ister güzel
sanatları boyutu olsun, her iki boyutu da, millet hayatında önemli bir.
yer işgal etmektedir. "Sanatsız kalmış bir milletin hayat damarlarından
biri kopmuş demektir"(8) sözü de bu düşünceyi doğrulamaktadır.
Esasen sanatın bir toplumun hayatında biçimleyici ve şekillendirici
rolü günümüzde artık kabul edilmiş, anlaşılmıştır. Ancak geçmişte bu
durum. için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Öncelikle sanatta köklü
bir anlayış değişikliğini sağlamaya çalışan Atatürk'ün, sanatın toplum
ve insan yetiştirmesinde önemli bir etken olduğu görüşü(9) hareket
noktasını teşkil etmiştir.
Güzel sanatların, sanat yapıtlarının kültürel gelişmeyi sağlayan en
önemli bir unsur olduğunu pek az lider görmüştür. Atatürk, "Sanatçı
cemiyetle uzun ceht ve gayretlerden sonra alnında ışığı ilk
hissedendir"(10) diyerek bir sanatçıdan toplum için ne beklediğini de
ortaya koymuştur. Bir başka konuşmasında, heykel yapmanın önemine
dikkat çekerek, heykeltıraşlığın gelişmesini teşvik eder. "Bir millet
ki, resim yapmaz, bir millet ki, heykel yapmaz, itiraf etmeli ki o
milletin tarihinin gelişme çizgisinde yeri yoktur. Halbuki bizim
milletimiz, gerçek özellikleriyle gelişme içinde medeni olmaya
layıktır(11). "
Kendi sağlığında bir çok heykeli dikilen Atatürk'ün, bu konuda bir
isteği bulunmadığı, ancak sırf bu sanatın gelişip ilerlemesi için kendi
heykelinin yapılmasına ve dikilmesine razı olduğu anlaşılmaktadır.
Cumhuriyetin 10. yıldönümünde ise, Anadolu ya `Yurt Gezileri' adı
altında ressamlar göndermiştir. Bu ressamlarımızın yaptığı eserler
Ulus'ta 1947 yılında yanan Eski Maarif Vekaleti binasının çatı katında
"Türk İnkılap Sergisi" adı altında sergilenir ve açılışı da bizzat
Atatürk tarafından yaptırdı.
Atatürk sanatın, özellikle de güzel sanatların gelişmesinde ve
ilerlemesinde ufuk açıcı ve yol gösterici olmuş, sana~n her cephede
gelişmesini sağlamıştır:
Notlar Açıklamalar
1. 1. 1. 1. 1. Atatürk Ansiklopedisi. C. I. s. 260.
2. 2. 2. 2. 2. Atatürk'ün 11 Kasım 1933 tarihli "Dünya"gazetesine beyanatı.
3. 3. 3. 3. 3. a.g.e.. s. 260
4. 4. 4. 4. 4. İNAN Afet, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Ankara 1968, s. 272
5. 5. 5. 5. 5. Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, C.2, s.2
6. 6. 6. 6. 6. Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, C.l.s.402
7. 7. 7. 7. 7. a.g.e..C.2.s. 126
8. 8. 8. 8. 8. a.g.e..s. 125 9
9. 9. 9. 9. 9. a.g.e..s.66
10. 10. 10. 10. 10. ÖZGÜ Melahat. Atatürk'ün Edebiyat ve Sanat Anlayışı. Belleten C.XXVII. s. 108
11. 11. 11. 11. 11. Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, C.2, s.66 |
|